29 Aralık 2009 Salı
birşeyler demek için "bir şey" demek
nazar değme sin de hakikaten iyi gidiyorum bu ara. yanisi içime isteme şevkini veren veriyor ya hani.. işte verdiğinden oluyor tüm bunlar. çok şükür.
hatta bu ara yine açılıyoruz biraz daha. daha geniş alanlara, kapsama alanımız sonsuzluk ya.
renkleri seviyorum ben. yine çok güzel renkler var gördüm!
babam hakikaten çok uçuk biri. kan gruplarımız 0 rh- bizim.
az önce gelen bi msj ile vesvese nedenli bir yanlış anlaşılma kurbanı olunmuşmuş.
hayat çok mu garip :)
15 Aralık 2009 Salı
boğazımda muhteşem bir düğün
gücümüz sınanıyor, ne yapacağımız sınanıyor, tepkilerimiz sınanıyor.
tepkilerimiz sınanıyor, tepkilerimiz.
genelde bir anda oluyor çoğu şey. bir an.da.
nasıl sindireceğiz,nasıl aklımızı başımıza alıp,aklı selim ile düşünebileceğiz,nasıl o dağılan gücümüzü toplayıp ayağa kalkıp,devam edebileceğiz.
noldu, haksızlıklara uğradığını mı düşündün?
ağzından ne çıkıyorsa sınanırken yine onlarla.
Allahım neyse ki çok güzel şarkıları hep hali hazırda yanımızda tutuyosun.
bir nebze sakinleştirici etki, dramatikleştirici değil.
aczi, zayıflığı gör. gör ki yaratılmışlığını anla. gör ki secde halinde yaşa.
gösteriyorsun yarabbim. gösteriyorsun.
bu gözyaşları sadece senin içinken.
11 Aralık 2009 Cuma
9 Aralık 2009 Çarşamba
yok sa yok mu?
okuduğumu,duyduğumu,aklıma gelipte düşündüğümü,aklıma gelmeyipte düşündüğümü,olayları,olanları,günleri ve ayları,geçip geçmediğim yolları...
aklım nerelerde ise, olduğum yerde bulunmadığımdan unutuyorum.
birşey yaşarken bize ne kadar özel ve özgü, bizim dışımızdaki ne kadar algılar,anlar,
yanisi yaşadığım hâlin, yaşadığım gibi anlaşılması?
yaşadığım için ben çok iyi anlıyorum mesela.
kesintideyim.sektelerde.
mevcut, şu an ki ruh halini değiştirme gücün var mı.
1 Aralık 2009 Salı
değer bulmuyorum.
tayin edilmişliğe gerçekten inanıyorum. zamanı var, deli gibi biliyorum. duruşum,bekleyişim boş değil,emin oluyorum. kaç tane oluşumun kaçıncısındayım. çeşitliliğini seyreduruyorum.
öyle güçlü bir telkin var ki. sabırla durdurabilen.
ki ben temmuzun sonundan beri öyle olmamışken,kasımın son haftası insan nasıl halden hale girermiş, şiddetiyle yaşayan.
susuyorsam sebebi var.hikmeti haylice var.gereği,yerindeliği ki, yine var.
"Yaramazın biraz muzur
Ama yok başka kusur
Çevresi çok sever onu
Kadıköy ondan sorulur"
26 Kasım 2009 Perşembe
not yet
aklıma bir sürü şey geliyor, sonra hepsini hemen akabinde unutuyorum.
aykırı oluyorum çünkü içimden gelmiyor. çünkü rol yapamıyorum. çünkü körü körüne yaptığım birşeyler yok gibi. bazen hissizliğimden.
çok fena kayıtsızlaşabilirim.
kararına ulaşamadığım şeyler oldukça.
akşamları gezmeyi severim. gecenin renkleri..
ulaşılmamak istendiriliyorduğum.
en çok ama yine en çok ben anlaşılmamaya, yanlış anlaşılmaya delirirken.
anlamadan konuşanları napsak..
yoksaymaktan başka.
çok ilginç.. düşüneceğim. öyle şeyler de var çünkü.
kibrimizi giyotine göndermişsek.
17 Kasım 2009 Salı
bunu anlayabiliriz.
çok güzel şarkılar hep neyse ki,şükür ki var yarabbim dedirten.Allahım üşüyorum diyorum; daha sıkı giyin diyorsun.
neyse ki Allah var.
13 Kasım 2009 Cuma
napsak
susuyorum bir sebepten.bin sebepten. o sebepten. oh sebepten. sepebten.
oh hep canımıza mı değer?
susuyorum da dans ediyorum.
o kadar dinginim ki. sürecim böyle işliyor. bakalım daha ne haller, daha neler neler.
kimseye dokunmuyorum. kimseye dokundurtmuyorum.
ama ne olursa olsun, ne olmuşsa olsun, ne olacaksa olsun; değişir.
sürekli değişiyor.
yakalıyor.um.yakalanmamayı tercih edercesine.
düşer gibi yapıyorum.babamın aklı çıkıyor.
kafamda oluşan o soruların hürmetine, yarabbim amin.
someone who believes in me. ohh me..
yargılarımın tadı.
korkma O var.
içim içim mut,u.mut.mut.lu.luk.
öyle bir hal ki, sadece etkilenmek istediğimden etkileniyorum.
oh mamma mia.
29 Ekim 2009 Perşembe
olur
bazı konularda bazı şeyleri yakalamam, görüp olmam için. oh öğreneceğim çok şey var.
artık nefesim kesilmiyor,o kadar etkilenmiyorum.ama ateş alıp,yansam da yakında bunu da atlatıcağıma çok inanıyorum.
inşallah kimseyi kırmam.never,ever.
ben özellikle mutfakta temizlik veya,iş yaptığım zaman aşka geliyorum,derin ilhamlara gark oluyorum,keşfim açılıyor :)
yarın arkadaşla buluşucam ya hani inşallah,işte inşallah onu da kırmam.
egoyu bi de burdan seyreyle bakalım.
acaba?
sağane
Allahım insanlaştıkça kimsesizliğe mi itilir yoksa insan. hiç mi uyuşabileceği frekanslar tutturamaz şu güzide ömrü hayatınca. tamam, fedakarlık, özveri, sabır,hoşgörü, alttan alma hep tarafımızdan istisnasız olarak her seferinde açığa çıkmakta AMA bana mı verdin o görevi de Allahım ben mi haber vereceğim insanların zaaflarını,yanlışlarını. yani bilmiyorsa karşımdaki kendini, ben mi bildireceğim, bana mı düşmüş bu yarabbim, bana mı düşürdün.
dostum. yüreğini olduğu gibi açmakta zorlanıyorsan.belli hesaplar eşliğinde ise tüm halin, tavrın. vargit,çekgit,yıkılgit o zaman karşımdan.o zaman gözüme gözükme. -diyemiyorum yarabbi böyle, dedirtmiyorsun. ama görüyorum. olduğu gibi görüyorum.olduğu gibi karşımda. ben kime neler diyeyim Allahım. dilime güzellik ver yarabbim.
yarın misafir.konağa kaç.arkadaş sıfatındakilerle buluş.otobüslere çarpılma,çırpılma.
sağane.
23 Ekim 2009 Cuma
someone like you
kendini verip, içinde tamamen kaybolabileceğin, tüm dünyayı bambaşka algılayıp görebildiğin, dünyalardan dünya beğendiğin.
çoğu zaman ifade bile edemiyoruz ya hani,sadece bizde kalıyor. oh o da iyi oluyor. çünkü başlı başına bir güzellik, bir coşku, bir bahşedilmişlik. rab ki arayana,isteyene,herşeyiyle kendini açana ikramını sunuyor. oh ya rabbim.
genellikle insanların kişisel,göresel,sınırlı yargılarını ..........
nokta nokta çünkü ...........
evet,ondan.
18 Ekim 2009 Pazar
sıradaki şarkıyı gökyüzündeki tüm bulutlara armağan ediyorum
gereğini bi görebilsem. ah bu gafletle delalet..
bu ara bana herşey fazla. almıyor içim, kaldırmıyor. dışa atıyorum.sindiremiyorum. susmak nasıl insanı özgürleştirirmiş resmen görüyorum. uzak durmaklar,ayrılıklar bile ne kadar gerekli,ne kadar yerinde ve isabetli. yarabbim nasıl da biliyorsun işini. tebrikimi hep ederim.
tek bi bildiğim olman.çok şükür.
16 Ekim 2009 Cuma
i forgive you for blue skies..
etrafımda nesneler.. sesler.. kokular... dokular. herşey bana bakıyor onları nasıl değerlendirip,anlamlandırdığıma.
eğer Allah bana dayanma,katlanma,tahammül etme daha da ötesi sabretme gücü vermez ise, hissini vermez ise bu dünya, açımdan nasıl yaşanırdı bilemiyorum.
ben ki anladıkça yaşayabilen,huzuru anlayınca yakalayabilen.
15 Ekim 2009 Perşembe
full of acz
mesela bazen bazı anlar oluyor, böyle hakikaten içimden, tüm doğallığı ile bazı meseleler üzerine düşünce,fikir,his belirtmek geliyor.geliyor ama bi dışarı çıkamıyor.yerine oturtup muhatabının gelmesini beklettirdiğimden.
bakıyorum bakıyorum, her kafadan bir yargı çıkıyor. ben bu insanları şu nedenle garipsiyorum; ya hu kardeşim iyi güzel görüp, hükmetmişsin, bi yargıya varmışsın ama kendince olmuş. bunu nasıl görmüyorsun. ben buna şaşırıyorum. o senin gözünden,pencerenden öyle görülüyor,sence öyle. bunu anlasan ne kadar süper olcak. şaşırıyorum sana.
ileriyi mesela çok görüyorum. kafamı bi çıkarıyorum,bi uzatıyorum ki karşımda hep ölüm. bu nedenle de tamamen dünya oluşumu ve geçici nitelikteki şeyler beni bağlayamıyor,alakadar bi türlü edemiyor,beni can noktamdan vuramıyor. böyle belli meselelerle insanlar olarak nasıl kendilerimizi kayıt altına alıyoruz,düşündürücü..
bazı şeylere hiç gönlüm yok. bazı şeylere gönlüm hiç doğmamış, hiç üzerlerinde olmamış.yapı-hamur meselesi belki de.
sınırlamalardan,kısıtlamalardan,kayıt altına almalardan köşe bucak kaçarım.
14 Ekim 2009 Çarşamba
çözümün anlamı dua,duanın anlamı çözüm
sevgi ve paylaşmak ; love and share çok güzel şeyler. ama egolarımız ile engelliyoruz biz bu akımları.resmen engel.
ben daha da farkediyorum, ne kadar içten bi şekilde, neler kadar önemseyebildiğimi. ben çok önem verebiliyorum karşımdaki insan muhatabıma. kim olursa.. ve içinde yaşadığımız dünya da bu şu an tuhaf karşılanabilecek bir durum.
üç cümlemden üçü de dua ise.
söyleyecek daha iyi birşey bulamadığımdandır. belki daha iyi birşey de olmadığından.
Allahım ben diyorum ki şimdi, ya ne gerek vardı egoyu sahnelemeye. Allahım farkediyorum ki karşımdaki egosunu çıkartıp üstüme salınca ben de çıkartıyorum.sonra da acaba susup daha olgun bir davranış daha nasıl sergileyebilirdim diye düşünüyorum.kardeşlerim, bana egonuzla gelmeyin. itiyosunuz. en önemlisi de bu. sizi negatif imgelerle ve duygularla hatırlayıp,anabiliyorum sonra.hoş mu oluyor yani. benim sizi absorbe edebilmem meselesin de ise, benim daha kırkbeş kırın fekmek yemem gerek.
Allahım bir tane gerek görememiştim ama hikmetin gösteriyor. senin terbiyendir, terbiye sürecinde yaşattıklarındır bunlar yarabbim. nolur tezelden ahlakımızı güzel eyle.
Allahım içime nasıl bir şey vermiş isen, böyle içim umman. böyle içim derya. böyle içim okyanus. kapsıyorum yarabbim.içime alıyorum da sevgi ile, merhamet ile, hoşgörü ile kucaklıyorum.açımdan oha diyip şaşırıyorum da kendime, ama sonsuz-sınırsızlığının tezahürüdür yarabbim. tahayyül edemediğimiz.
Allahım içime vermeyip,içimden getirmeyip beni çekingenlikle süslüyor ve beklememi söylüyorsun ve ben bekliyorum.
kendim diye bi şey
mesela arkadaşlarım arayıp sormasa, kimse kapıma vurmasa, beni hep unutsa yine de yalnız hiç olamam çünkü hep kendim var.kendimle oturup,kendimle yiyip-içip, kendimle konuşmak var.
yani yine tüm dünya beni yalnız bıraksa,yine kendim var. kendim hep kendimleyken.
bu "kendim" duygusu bir varlık hissi bile vermeye muktedir. bu yüzden de biri olarak kendimi hissetmek bana yetebilir. ben bana yetebilir. şu an ben bana yeterken yetiyor mesela.
Allahım tüm kendimler, tüm varlık hissetmeler Sendendir.bu kendim için ise çok saol.çok vericisin. bana beni vermişsin. vericiliğinden sual olunmayan rabbim;bu kendim çok lezzetli olmuş,eline sağlık. kendimi beğenerek yaşıyorum,kendimi tadıyorum.çok güzel yapmışsın.
tattığım herşeyde güzelliğini görmeyi dileri.
10 Ekim 2009 Cumartesi
Ah Ya Rab
ah Allah'ım amin.
9 Ekim 2009 Cuma
you made me ....
geçerli sekmeyi kapat, beni deli etme!
neden bu güneş hep ısıtıp, ışık veriyor dersiniz? neden? mesela bi kere de yağmur yağsın güneşten, bi kere kar,bi kere dolu. yağ güneş yağ diyelim mesela.
bana imkansızı istiyorsun diyorlar. ben imkansızı anlamıyorum. onlarla aynı boyutta olup, aynı pencereden bakıp, aynı dili konuşmuyorum. Allahım görüyorum. hidayetin lazımdır.
öldüremiyorlar. içimdekini ve içimden geleni öldürmeye güç yetiremiyorlar. e içimdeki de bu kadar ölmüyorsa, anlayınsanıza bu içteki esas. asıl. real. fact.hakikat.
asıl hayalperest sizsiniz. ben kendi reel dünyamın içindeyken, siz onunbunun kurduğu yalan dünyalarda yaşamadasınız. ah bi görebilseydiniz.
ben yargılardan kaçınabilirim. ben muhasebemi sessiz-sakin-dingin yapıp, defterinizi en durgunsuskun şeklimle dürebilirim. olgunluğun alasını tahayyül edebildiğimden, onu nasıl yaşayacağımı da bilirim.
konuşuyorsam tenezzülümden midir.
evet,herkes birşey söylüyor. istisnasız herkesin söylediği, diline pelesenk ettiği bir yargısı var. ya hu baktığın, gördüğün, dillendirdiğin hep "sence" be. bana Hak diliyle konuş. o zaman seni dinlerim. ya hayır konuş, ya sus. o zaman seni yine dinlerim. susuşunu bile.
sakinleşince bile değişicek.
çünkü değişir.
7 Ekim 2009 Çarşamba
we don't fall into the love.
ham insanın konuşmaları belki bunlar,farkındayım evet. ama gördüğüm bu, bu aralar.yanyana gelindiğinde ortak mesele bulmak gittikçe zorlaşıyor Allahım. ben analiz ve sentezlemelerimle yerlerini belirliyorum şeylerin,kimselerin. kendimi en öteye koyduğum.gelinsin de ulaşılayım. ama bildiğim,gördüğüm yok.kimse pek bi yok. kimselerin yokediciliği samimiyetsizlik. kendilerini böyle yokettiler. herkes anca kendini kandırdı. içteki sevgiyi anca böyle öldürdü. mübarekolsun, ki iyi oldu.
bu kadar düşünen bir ben'in yanında, elbet çözüm tez biter.
3 Ekim 2009 Cumartesi
hâldir.
çok güzel hasta oluyorum. sessiz,sakin,kabuğunda,kendi halinde.
"i don't wanna leave me alone."
bu kız çokça durgun.çokça suskun.çokça ötede.
27 Eylül 2009 Pazar
yetkin ve etkin olan Allah.
yoğurt sevmem mucizesi
böyle yararlı birşeylere uyum göstermek, bünyeye kabul etmek çünkü önemli. öneminin nedeni onların gerekliliği. gerekli olmasa bizene. ama gerekli. yani devam etmemiz gereken yolda yürüyebilmemiz için gerekli. bu yüzden de önemli. i like yogurt. ben ve yogurt :)
Allah sistemine uyum göstermek zorunlu. buna sünnetullah da diyorlar. akış belli, olacaklar belli aslında. sadece bunu iyi görüp, iyi okuyabilmek gerek. ondan sonra hayatı anlamak, ve kolaylaştırmak mümkün.ikra yavrum, ikra. bi zahmet.
maddenin yapısını düşünüyor düşünüyor rahata eriyorum. rahata erme şekillerimiz aslında çok çeşitli ve bol. her türlü yoldan mümkün. yeter ki nasibolsun. bu nasibolma meselesi var ya, işte körler bunu hiç görüp anlayamıyor. çünkü körün alasılar.
---yargılardan özellikle kaçınan bir ben---
hava bugün yine günlükgüneşlik. ben de kışa resmen hazırlanıyorum. gözüm yollarda bekliyorum. yine harika bi kış inşallah.
aidiyet meselesini düşünmekten ziyade, buna şahit oluyorum bazı misallerle.
keşke yaşamak, konuşmak-söylemek gibi kolay olsa.
bir iddian varsa test edilmeye,sınanmaya da hazır ol.
time its a cooker. beni pişiriyor.
sonsözüm; unutursan küserim/mektubumu keserim.
22 Eylül 2009 Salı
baby blue
merhamet edildiğimden merhamet ettiğime inanıyorum.bazı insanlarımıza gerçekten üzülebiliyorum. i can feel your pain gibi bir yeteneğimin olduğunu düşünüyorum. kendime döndüm ki, daha başka bir kimseyi arzulamamacasına. oluyor böyle bazen.
dua.amin.
6 Eylül 2009 Pazar
anladın mı da anlattın, ne anladın.
alabildiğine ve olabildiğine siliyorum. içimden geliyor. içim istemiyor.
ben resmen,cidden ve hakkaten aryayı seviyorum. i love aria.
power surge seninle hesaplaşıcam.
kendimi anlamayı çok seviyorum. hep Kendini anlat ya rabbim.
baktığım an görüyorum. bariz neyin peşinde olduklarını. ne için çabaladıklarını. en çok kendi yargılarıma güvenirken.
iki gün berabersem, on gün ayrılmak.
Allahım şükür ki kendimi anlayabiliyorum.
birinin anlamasına bu kadar ihtiyaç duyan bu ben'e, kendimi anlattığın, ve anlayıp,anlamlandırdığın için şükür.
ölüm rabıtası (rabıta-i mevt) için en uygun yerin lunapark ve bazı mekanları olduğunu dün tecrübe ettim. resmen öldüm.
tepkisizliğimin şiddeti beni şaşırtıyor. elim-ayağım emirde.emirden.
neyse ki herşey geçiyor.
ikbri ğımaza ıysçoır.
neyse ki algılanan çok güzel şeyler var. ya bi de algılayıp,duyumsayamasaydık. görüp,hissedemeseydik. o zaman hiç bilemicektik.nsp.
beni anlamadın,fırına ver.
ben bir kuştum.resmen uçtum.
eğer bu kendimi,, kendimin zannediyorsam o zaman yanıldığımdır.
Allah ki affeder. Allahım affet.çünk; afv ve rahmsin.
o frekanstan bir kişi zamiri bağırdı, o frekanstan bir kişi zamiri duyuldu.
kontrollü tepkiler istilasından... iyilik dilemek hamuru. iyi olun.
2 Eylül 2009 Çarşamba
saat eti kemik geçerken
1 Eylül 2009 Salı
let me hold your hand bi kere.
ne dediğini bil sevgilim, ne dediğini bi bil.
ne yaparsan yap sanki yine de olmayacakmış hissi. bu var. çünkü sonu yok.
akustik seviyoru.
uslu uslu oturuyoru.
çok bi huslu, husurlu,humutlu.
çok güzel şeyler duydu
-m.
çünkü Allah.
17 Ağustos 2009 Pazartesi
zamanı gelince gitmek de mübarektir
ve dahası...
bakalım.
14 Ağustos 2009 Cuma
öyle şeyler de oluyor
neyden emin olduğumuzdan ve neyden olmadığımızdan eminiz.
feraha ve felaha inanıyoruz.
azim nerede, onu arıyoruz. yanına sebatı da istiyoruz.
sonra daha farklı dünyalar ve evrenler peşinden habire gidiyoruz.
olan olurken, olmayanı düşünüyoruz.
sandalyemizi yan çevirip, öyle oturuyoruz.
kaç tane oluşumda, kaç tane şey var diye merak ediyoruz.
kendimize telkinler verip, teskinler ediyoruz.
çünkü "olur" , biliyoruz.
hangi kelimelerle, kaç tane yüreğe dokunuyoruz.
bakıyoruz ki bakışımız yetiyor, yetiniyoruz.
bazı şeyleri kestirip atıyoruz.
ölüm gibi şarkılar gibi mübalağalı ifadelendirmelerle bile tam olarak ifade edemediğimiz şarkılar dinliyoruz.
ölümden de ötesi mi varmış diye soruyoruz.
ellerimizi açıp dua edebildiğimize şükrediyoruz.
yemedikçe yemiyor, yedikçe yiyoruz.
kalkan olarak beynimizi kullanıyoruz.
bunca yaşanmışlığın, tecrübe edinmişliğin, görmüş geçirmişliğin, okuyup etmişliğin sonunda bakıyoruz ki, hiçbirşey yine bilmiyoruz.
O'ndan gayrı, O'ndan başka,O'ndan hariç,O'ndan öte. çünkü varsa,yoksa sadece O. bildiriyor ki biliyoruz.dillendiriyor ki dilleniyoruz.bildiren ve dillendiren Allah'ın adıyla.
10 Ağustos 2009 Pazartesi
i can go, i can go anywhere
dün akşam saatlerce konuştuk. bir nevi aile terapisi oldu. birbirimizi iyileştirmekle görevliyiz, biz insanlar. aslında genel olarak hepimiz. ama yanımızda kim veya kimler varsa işte onlarla.
daha da iyileşmeye ve gelişmeye.
sakındık, ve korunduk.
7 Ağustos 2009 Cuma
başa geleni sıkıysa çekme,çekebilme
insan.
6 Ağustos 2009 Perşembe
stay calm for a while
hangi semtlerde, neler soluyayım. her gittiğimde, her gidişimde arkamdan gelecek olan.veya olduğum yerden kımıldamamacasına bir yerleşim. beni alsalar,bir yere koysalar. ben yerimi sevsem,orda meyve versem. orda çiçek açsam. ben ki itirazsız boyun eğsem. ben ki birinin hakkımdaki hükmünü kabul. o biraz zor.
mevcut olan bir enerji ki dalgalar halinde yayılıyor. hepimize dokunuyor. teğet geçilebilene aşkol.
öylelerine bence de aşkolunabilir, onlarla aşk yapılabilir.
sana hangi isminle seslensem yanıbaşımda bitersin.
5 Ağustos 2009 Çarşamba
git öl gel seveyim
ama bu ortamda varolmaktan sanırım çok mutluyum. yani çiziktirdiğim şekiller,çizgiler, yan yana noktaların oluşturduğu muayyen göstergeler.. hepsini sevdim. mutlu olduğumda gerçekten bi mutluyum. sanırım bu bazı şeylere bağlılık. rahatımıza düşkünlük.
şu son bikaç günde hayalkırıklığı niteliğinde olaylara şahid de olsam sanırım yine en çok öğrendim. kendimiz... nasıl bir meseledir bu böyle. herşey o kadar ego ve benlik için ki. şaşırıyorum. şiddetime. şiddetimin ölçüsünde kıvranışlarıma. neyse ki o var da. iyi ki var.
kendime kalmak çok güzel bişi. ve kendimi anlamak pek tabi.kendi kendime kendilerimi sormak. aldığım cvplar hep dürüst ve net. Allahım neyse ki cvblarım var. Allahım nolur hep cvblarım olsun. Allahım bana heb cvb. amin.
ey bazı şeyler. seslenişim size. sizinle işim bitmedi. bitmediğinde bile son gülen kim olcak görücez.
bana tevazu ve iddiasızlık, size de gününüzü görürsünüz sizcilik.
mutluysam mutluyumdur.
"bu kız" olarak ben
senin kendine düşkünlüğüne ben de düşebilirim.istersen bi ben olarak seni daha çok düşlerim. sen bana düş. düş ve ayaklarıma kapaklan. ben seni kaldırırım. seni sana senin için. böylece kendine getiririm. belki kendinden geçirir. en sonunda daha önümüzdeki uzun yolun bitiminde ikimiz de bu alemden geçiriliriz. ve edilgenleşiriz. sonrasına yine Allah kerim.
bilerek yarım bıraktım tüm öyküleri, tüm yaşanmışlıkları.
canım istedi noktaladım.
hep sebeplerim vardı.
3 Ağustos 2009 Pazartesi
vandan amerikaya
hepimiz aynı kaynaktan, aynı noktadan geldik. ama tek kare resmin farklı boyutları bu evren. ve hepimizin kendi içinde varoluşu, varoluşunu ortaya koyma şekilleri, yaşadıkları, geldiği çevre, gördüğü şartlanma, empoze edilen belli başlı yargılar. bunlar hep farklı.
Allah'ım geniş açı, sonsuz-sınırsız, kayıtlanmamış,kısıtlanmamış bakışlar dileriz.
ki verensin.
2 Ağustos 2009 Pazar
onu nasıl sevdiğini anlatmaya muktedir
gözlerimin ilişmediği nokta yok gibi sanki.
çoğu zaman canımız ne isterse o ise bu hayat niye.
kendimin bazı hissiyatlarını,bazı davranışlarını anlamadığım bazı zamanlarım olmuştu evvelde benim. o zaman yaşadığım hali, duyguyu, o sıkıntıyı anlatmak mümkün olmayabilir. kendimi anlamak en önemli. eğer anlatacak birini bulursan da sonra anlatmak.bence.
kışa da az kaldı.ramazana da.ikisi de mübarektir.
yağsın yağmurlar!
ki rahmet.
tüm istişarelerimi Allahla yaparız
bazen gözünde hiçbirşey,kimse olmaz. öylesine boşmuşmuşsun gibi tepkisiz durursun.sadece bakarsın. oysa aklından binlerce şey geçiyordur. veya bir noktaya öyle yoğunlaşmışsındır ki soyutlanmışsındır. Allahım her hal öyle mümkün ki.
bende var,size de verebilirim. umut ve inanç. buyrun beklerim.
31 Temmuz 2009 Cuma
noone laughs at god
durumlar,kişiler,haller,olan-olabilecek şeyler, siz-biz-onlar, herşey o kadar değişken ki.öyle bir yargı,öyle bir hüküm olmalı ki her zamanda, her duruma,kişiye uymalı.olayın özünü bildirmeli.
ben küs veya dargın kalamam hiç. eğer kırılmışsam konuşamam. çok sinirlenmişsem hiç konuşamam. tepkisizleşirim. ama en çok kıyamıyorum pek kimseye.
i don't know what happens.
30 Temmuz 2009 Perşembe
akşam oturmasına da bekleriz
evi ama evimi bi ayrı seviyorum.bence düşünmek dünyanın en güzel eylemlerinden. bu arada ne zaman bi beğenimi, bi sevdiğimi ifade etmek,belirtmek adına "güzel" sıfatını kullansam yine bişilerin yarım olduğunu hissediyorum. çünkü hep daha fazlasını ve daha derinini biliyorum.
belki bu aralar farklı havalardan çalıyorumdur. evet bu da bi mümkün.
mutluyum. sınırlarım genişlediğinde. yeni şeylerle,cezbeden, insana bambaşka şeyler tattıran şeylerle tanışmak, onların varlığından haberdar olmak çok çok bişi.
ne desem o.
28 Temmuz 2009 Salı
confused
sanki ona ezberlediği şeyleri sormuşum gibi geçmiş karşıma şakıyor. kimseler taklit eder. gördüğünü alır. gördüğüne bulaşır. gördüğünün kalıbına girer. rengine boyanır.sanki kendisiymiş gibi.
eğer jeneratörler çalışıyorsa, bi bildikleri mutlaka vardır.
kimseleri kendi sınırlı, ve terkipli, belli bi bileşenli bakışımla yargılamamak için.
yaptığım zaman "üf ne biçim yapıyorum be, elimden ne kurtulur ki" diye dememek için.
olumsuz,negatif birşeyle karşılaştığımda ona aynı ile cevap vermemek için.
dileniyorum, dilleniyorum.
25 Temmuz 2009 Cumartesi
life goes on until the end.
kalem kağıt elzemdir. bunu biliriz bi kere. kafamda dönenleri daha netleştirmek,açığa kavuşturmak için çalışmalar...bu da elzem. öğrendik. güzel.
sıcakta dışarıya çıkmamak için uyuma numarasına da yatıyoruz ayrıca. bu ara bi ayrı sıcakmış. öyle diyorlar. evden çıkmazsam bana göre hoş,noproblemos.
tamam değişkenlik falan iyi güzel de, ya bende çok fazla herkesin kabul ettiğini reddetme, herkesin kucak açtığından yüz çevirme var. çok çok fazla. ve böyle gidişimle de pek tabi ne bi kimseye ne de bi yere aid hissedebiliyorum kendimi.doğal sonuç.
eğer birşey yapmaya niyetleniceksem, birşeye karar vericeksem bu şeyi ne insanlar,ne çevre,ne toplum ne de kendim için. ıı olmaz. ıı asla. ıı nolur böyle birşey olmasın sakın ve hiç. Allahım çünkü sen bilirsin ki, Senin için olmazsa olmaz.just you.
daha da bişi bilmem.demem.
23 Temmuz 2009 Perşembe
sanki
hiçbirşey farketmeyecekmiş gibi.
19 Temmuz 2009 Pazar
in my arms finally
insanlar olarak hayatlarımızda bir dayanak noktası, bir baş koyacak omuz, bi sarılacağımız gövde, iki öpeceğimiz yanak-dudak, içine bakıp kaybolmak isteyeceğimiz gözler,okşayacağımız kulaklar,tutunacağımız bir eller ihtiyacındayız pek tabi ki.
sonrası bize bi destek, bi karşılıksız ve hesapsız seven,kabul eden, ne olursa olsun hep ilk olarak yanımızda olan.aile.annebaba.kutsaldır lan.
herşey o kadar ve öylesine olurken, güç verilince dayanırız,sabrederiz. çünkü sadece Allah.
18 Temmuz 2009 Cumartesi
sen yaparsın.
Allah.
altımdaki yer ile üstümdeki yer sallanıyor
ve bakıyorum ki herşey bitiyor,tükeniyor. sürekli bi alış-veriş. sürekli bi üretim-tüketim. ama hep ve herşey bitiyor. ben bunu gördüm.sürekliliği,devamlılığı ve asla tükenmeyişi ile bitek yine sadece o.
hardworking bir çocuk olmam lazım.olabilirsem ben aşkol,aşkdol,aşksol,aşkkol,aşkbol.
şuan 4+1 hoparlörlerle müzik dinliyoruz tüm evce. tüm apartmanca olması da muhtemel. yüksek seste müzik seviyhorum bazen. bazen de böyle dinlemeli.sonra kendinde eşlik etmeli,istediğin seste. ayin gibi bişi çıkıyor ortaya.Allah kabul etsin.
ben bu aralar iyi hissedip,hayli hayli iyi olmaktayken, bazılarımız da çok kötü zamanlar geçirebilmekte. işte en normal, olağan durumlarımızdan. bir mümkünler çeşidimiz. diliyorum ve umud ediyorum ki iyileşme süreçleri hızlanır...
biri acı çekerken sen onun yanında olan olarak onun neler yaşadığını o an içinde onun gibi yaşamıyor, pek tabi o an onun gibi olmuyorsun. o an onun gibi o durumu müşahede edip,hissedemiyorsun yine onun gibi. bunu bi kere kabul edelim. ama bencilliğinden büyük ölçüde sıyrılan kimselerimiz, karşısındakini de önemsediği derecede onun derdini de,acısını da önemsiyor,dertleniyor,onun hali ile pektabi hallenebiliyor.
ağrı varsa vardır.
yalnız, çaldığım şarkıların hepsi de birbirinden güzel,ilahi gibi. hoparlörlerle de daha da harikulade bişi oluyor.komşuların kapıya gelme ihtimali hep yan cebimizdeyken.
resmen ağrı. aferin acziyet.
beğendiğimiz,sevdiğimiz ve hoşlandığımız "şey"leri güzel diye niteler,öyle ifadelendiririz.
15 Temmuz 2009 Çarşamba
yansımalar
size verilen değeri hakedin. karşınızdakine de hakkettiğini verin.
bu kadar.
14 Temmuz 2009 Salı
dünyanın en içgüdüsel eylemi olarak; kendini başkalarına tebliğ
bence yanlış. çünkü bildim ki varolmuş her ne ise hepsi de kaynağından.her baktığımızda o ilk eli görmek mesele.
bu nedenle bi çık aradan abi ya, bi çık. fazlalıksın,araya bir perdesin.
13 Temmuz 2009 Pazartesi
izdüşüm
mucizevi şeylere tanıklık.
ilk andaki izlenimini doğrulamak için zamanın da seni doğrulamasını beklemek.
soo broken hearted.
peki şimdi ben ne diyorum da böyleler oluyor. çok mu aceleciyim de? çok mu şüpheci. çok mu itici. veya da yine hepsi bi zandır. bi göz yanılmasıymışçasına.
onubunubilmem ama bildiğim şu ki bazı bazılara inancım ve güvenimin oldukça olmayışı ve deli gibi şüpheciliğim.
bence bu iyi bişi.
12 Temmuz 2009 Pazar
mind your own business
bugün o güzelim bulutlar ve sevgili şarkılarım ile bugünümü daha rahat ve ferah hale getirdim.sanırım yine çok iyiyim. sanırım hatta çok bi de çok.
bir de yine başımı önüme eğme kararı aldım yine bi. çünkü kaldırdığım anda ve biri ile muhatab olmaya başlayınca elimde hayal kırıklığından başka birşey olmuyor. beklentilerim yüksek mi?
bilmiyorum ama annembabamı biliyorum ki gelsinler artık.
ah maykılım benim. şimdi de sera yı hapisten kaçırmaya çalışıyor. bu çocuk bir günyüzü görmeyecek mi a dostlar. inanın üzülüyorum. ömrü böyle heba oldu bu çocuğun. o da mutlu olsun artık, evinde, doğacak çocuğuyla oynasın. zaten rahatsızlığı da var, burnu kanayıp duruyor. daha fazla stres içinde nasıl yaşayacak endişeleniyorum. bir de zaten 4 sene later öldürcekler onu. oturup ağlarım ama.
bir de o şirket var ya, o adilerin yüzünden ben bile paranoyak oldum. hükümette mal çıktı. bi işe yaramıyor,köstek olmaktan başka.
hööö evet izleyip geldim de etkisindeyim halen.
kimimiz pörfekt ki zaten?
11 Temmuz 2009 Cumartesi
henüz kimseye.
hayrınızolsun
ve sadece bir bütün.herkes herşey her haliyle,her şekliyle sadece bir bütün.
tüm otobüsce şükürüstüneşükür ettik. şükürden inşaatlar...
10 Temmuz 2009 Cuma
it's alright then.
bence böyle birşey böyle şeyler olmamalı hayatlarımızda.
kesinlikle olmamalı.
hakkımızı aramamalı,hakkımızı istememeliyiz aslında. bu çok yanlış.zira hakkımız hep bizde. kalmalı ki, zaten bize de aitse niye başkasından istiyoruz,onu başkasında arıyoruz.
çok tuhaf şeyler bunlar.. bir de bi gereklilik olarak hayatlarımıza girmiş ya artık,hakkını aramak zorunda olupta aramayan direkt enayi konumunda.
böyle şeyler olmasın. kimse kimsenin hakkına dokunmasın ki hak aramak veya hak istemek sözleri kalksın,akıllardan silinsin, kimsenin ağzından o kelimeler dökülmesin.
böyle şeyler olmasın.
the point is..
bazı şeyler var ki ; ...
tam bi belirsizlik değil.hayır hayır hiç değil. sadece zamana ihtiyaç. çünkü bilumum tekamül ve olgunlaşma işlemleri bir sürece tâbi.inanç ve umut sağlıklı nefes alabilmemiz için gereksinimimiz.
Allahım,sanırım yine çok güzel günler bunlar.teşekkür edip,rahmetine garkolmayı dilerim.
cem-i cümlemiz adına.
7 Temmuz 2009 Salı
in tonight i hate birds
insanın yapacağı ve yapmaya zorunlu olduğu bişeyleri olunca zaman hızlı akıyor. zorunluluktan ve sorumluluktan,zorunluluğa ve sorumluluğa, zorunluluğu ve sorumluluğu. amin.
azönce kendimle ilgili -hernekadarpekacıdaolsa- bir şey,bir gerçek daha farkettim ki bence bu dünyanın en muhteşem şeylerinden biri. algılayınca,farkedince,anlayınca acım diniyor.rahatlıyorum.
insan olmanın birinci gerekliliği ve kanıtı?
yingyang,hebelehübele,falanfilan,karma ve karışık,müşkülpesent,dilinepelesenk,mutluumutlu,kol-hol-sol-şol(cennetinırmakları)-bol-tol(vehar)-pol(l)-gol-vol-rol-dol-yol.
bir tane şeyin varlığı ki anlamlı bir tane.
5 Temmuz 2009 Pazar
its bleeding
hastalıklarımızı veya başa gelen dert olgularını dramatize edip acıyoruz,acınası kılıyoruz kendimizi veya birilerini. sürekli.
Obeniiyiedinceiyioluyorum.
mutlak yada görece
bir kardeşim ki bunalım ve sıkıntıda.
üzülebildiğimiz şeyler varoluyor.
bugün otobüsü kaçırdım.
ilaç kullanıyorum.
vazgeçiyorum.
___________
________________________________________________________
ben zannettim ki elindeki kalemle vasiyetini yazıyor. bazen birşeyler sanıyorum ve bazen bazı şeylerin olma ihtimalini düşünürken gözlerimi yaşartıyorum. ben ki kurugöz. bu aralar ağlağım.ağlak.gözler doluyor doluyor boşalıyor.
___________________________________________________________________
lacivert kadar niteliklisin ki
sonra yine bazı şeyler zuhur oldu, bazı hissiyatlar hAÂâ3Asıl
___________________________________________________________________
zamanın bazı enlerinde durup böyle içten içli içli biraz da bağırarak şarkı söylemek isterim. ve nitekim de söylerim amma lakin
__________________________________________________________________
secdenin hayatımızdaki yeri ve önemi konulu bir kompozisyon yazalım.
___________________________________________________________________
bazı şeylere gülüyorum.aklıma getirip getirip gülüyorum.
çoğu zaman ki yazamamamın nedeni; hislerin veya düşündüklerimin, içinde bulunduğum halin o kadar yoğun olması ki...
___________________________________________________________________
birinin varlığının ihtimalinin oluşu.yanıbaşımda beliren bir ihtimal. bir mümkün. bir imkan. ne ve nasıl istersem öyle olucakmışçasına.
inanın ki oluyo.
___________________________________________________________________
danalar girmiş bostana
___________________________________________________________________
what are you looking for yavrucum. klavyedeki f ile sohbet.
___________________________________________________________________
ermiş, muradına ermiş. eğer isteklerinizin gerçekleşmesini istiyorsanız erin. ki muradınıza.Allah kabul etsin.
___________________________________________________________________
bakıyorum şimdi bi baktığım yerlere herkes bi birbirinden ve birinden etkileniyor.
___________________________________________________________________
ilgınç
ne yesem mideme koyuyo.resmen oturuyor. zaten bi de öylesine yiyorum ama yemeye korkuyorum.neyse anladım ki kesin bi kendime dönmem lazım. iki hafta doğru dürüst kitap okuyamadım ya çok sakiliz lan.
__________________________________________________________________
uyuyamadım. oysa yarın sabah erken kalkıp,kahvaltıya waffle yapmayı falan planlıyordum.bi de yarın çok işim var. a'dan x'e pek sarmadı sanırım. charles bukowski iyiydi :)
__________________________________________________________________
havkucyubisohartlıs? kalpsiz!
sanırım güneş batışa geçmiş. ışığının yansımaları güzel. yani dışardan bakınca.
_________________________________________________________________
bugün bu şeyi bir kez daha farkettim. bizimkiler yani annemle babam benim bir isteğime veya yapmaya karar verdiğim şeye neredeyse hiç karşı çıkmıyor. ben dediysem tamam gibi bi durum söz konusu.
________________________________________________________________
evi,bilgisayarımı müthiş özlemişim.
_________________________________________________________________
olayları kendi içimde,kafamda daha hafife almalı ve gereksiz can sıkıcı,üzücü kurgulamalarımdan vazgeçmeliyim.
3 Temmuz 2009 Cuma
kesintiye uğrayışlar-ım-ızz zzzzzzz
şu an tam karşımda ay var.balkondayım. ayağım kaşınıyor. sivrisineklere neden sövmemeliyiz başlıklı bir yazı tasarlıyorum. niye olcak hepimiz Allahın kuluyuz da ondan. kafamda bazı şeyler var. dönüyorlar. onları açıklığa kavuşturamadığımdan birazcık uncomfortable ama zaman be güzelim. zaman algısına tutsak bizler için herşeyin başı zaman.
aklım bi karış havadaymışçasına..
who should i call now?
2 Temmuz 2009 Perşembe
have you seen
Allahım. bildim ki nice güzelliğin ve her varettiğin ve varettiğindekiyle bi yüreğe dokunuşun mevcuttur.ben ifade edemeyişimin kuvveti altında ezilirim mütemadiyen. güzeller güzeli A llah ım ben-üm.
-insanımız,insandanolmaoğlumuz ne kendini bilmez bişi olabilmekte.-
Al la hım bir veya birkaç rahatsızım. Alla hım nolur hiç yalan olmayalım,yalana dolanmayalım, yalan doğurupta yalan konuşmayalım,nolur hiç yalan ölmeyelim. salt yalandan ve tüm yalanın bileşkelerinden,yalanlı tüm eylemlerden,yalanın yanımızdan geçmesinden yine ve hep sana sığınalım. yalanı yalayanların ağzına biberler sürülsün.
A ll ahım varki var. yapmışsın,yaratmışsın,koymuşsun. varkivar. algılamama izin vermişsin de kanaat getirmişim. A l lahım sanırım bu verdiğin umut. kucak dolusu umut. yergök umut.dağtaş umut. toztoprak umut. ovabayır umut. çicekböcek umut. kapıpencere umut. halıkilim umut. mutfakbanyo umut. elektrikelektronikeşya umut. kalemdefter umut. noktavirgül umut. akıldimağ umut. şakırşakır umut.
Allahım çok güzel olduğun için çok güzel şeyler görüyorum.
gördüm ki çok güzeller.
amin.
24 Haziran 2009 Çarşamba
geç bunları anambabam geç bunları
ayrıca dün de la ilahe illa ente subhaneke inni küntü minez zalimin deyipte anca nefes alıpverebildiğim bi dündü. muhakkak ki sebebi,nedeni muhakkak ki var ve isabetli.ve gerekli.
bu kadar.
afrofıladelfiyalılar ve gizli veya ayanbeyan utançlarımız -olmaması gereken-
bazı şeyleri anlamak... insanlığımız bir kere bi sorgulayıpdüşünekoysa.
evde telefonlara ben bakmam
elimde veya önümde olanı olduğu gibi,öylesine yaşamaktansa içini deşipdeşip, derinlere inmeleri, orda burda ne var,şu neymiş demeyi, her hale sokmayı ama en çokda zorlamayı birazcıkda aykırılılaştırmayı seviyorum.ve bunu yapıyorum. misal; iyiyi,güzeli,başarılıyı sevmek,ondan etkilenmek elbetki kolay hatta istemsiz,sorgusuz sualsiz. ama ben tam tersine bile bi çalışıyorum.kıyıda köşede kalmış,kimsenin varlığını farketmemiş,görmemiş şeyler ve kimseler benim deli gibi ilgimi çekiyor.
ve elbet ki bana bu ben verilmiş,benlik bilinci. bunu nasıl kullanmam gerektiği meselemiz. ciddi meselemiz. çokçok ciddi.kapsamlı.bu konudaki çalışmalarımız hala sürüyor.
ama kolayı değilde zoru.
bazı şeylerden mütemadiyen arınmak.
çünkü lazım ki deli gibi.
23 Haziran 2009 Salı
bir damar şarkı olarak victory at sea-mary in june
düşündüm ki madagaskar da (genelde orada biçok şey üretirim) şimdi hepimiz, her insan kendi çapında, kendi içinde, kendi oluşum ve varoluşunda bi kendine özgü,bi güzel ve özel, bi farklı. evet hepimiz.keşke herkesi tezelden tek görebilsek.neden mi?çünkü ulaşmak istediğimiz bi teklik bilinci var da ondan.
insanların geneli kışı böyle bir depresif falan geçirirler ama bende tam tersi oluyor,olmaya çalışıyor. yazı da sevmeye çalışıyorum.herşey hep çok güzel olur zaten.bizde o umut varken.bakış.yavrum bi perspektifini düzelt.düzelir çoğu şey.aferin.
eğer hayatımızda veya hayatlarda bi tatsızlık,bi sorun var ise kendimizle alakalı ve kendimizdendir. bunu bi bilelim bi lütfen.
hadi bakalım görelim daha neler neler.hayrolsun.
"dışarda bir oyun döner kazanmayan küçümsenir"
bitakım şeyleri gerçekten de ardımda bıraktım,bırakabildim. bunu gördükçe ben bile şaşırıyorum. yani öyle şeyler işte.
eş-dost, çevre, duyduklarımız,aldığımız haberler gösteriyor ki insanlarımızın bir takım belli dertleri var. ben gelir-geçer şeyler diyorum bunlara.çünkü bildim ki ben bi kere, herşey geçiyor abicim.neyse bakıyoruz işte bunlara. bazılarında ilk duyduğumuzda kendi içimizde 'ne biçim iştir lan bu' falan diyoruz, evet öyle şeyler bile diyoruz ilk duyma anında. ama sonra biz bile bi sakinleşip,akl-ı selime başvuruyoruz.ondan sonra da sakinleştirmeye geçiyoruz.bazen çok çok önemsiyorum.ve gerçekten üzülüyorum. iyi dileklerim hep herkes için ama böyle bazen de hissiz,tepkisiz,umursayamayan biri olup çıkıyorum.sanırım yine o sürece girdim. yani ruh hallerimiz işte. biri geliyor,biri gidiyor. birbirinden zıt da olabiliyorlar ama hepsi de sende hayat buluyor.ama genel olarak iyiyim.neyse ki iyiyim.şükür ki iyiyim. ve işte iyi etmeliyim falan.Allahım sen hepimizi iyi etsen, bi kontrollü ve sakin olmamızı nasip etsen başımıza gelenler hususunda.sonra bizi de bi iki hikmete erdirsen de biz bi sussak. yani içlerimiz sanırım durmuyor,sürekli çençen bir çene.oysa ki senin hikmetinden,rahmetinden vs. sual olunmazmış bir de.Allahım sanırım seni pek iyi anlayamıyoruz veya ne yaptığını,takdir ettiğini,başa verdiğini. sanırım biz hiç anlamıyoruz ki bu yüzden bu kadar yaygara yapıyoruz.
bunu da geçtim, günümüzde memnun olmak,halden razı olmak, bi mutluluk ifadesine haiz olmak o kadar zorlaşmış ki. sanırım insanlarımız sürekli şikayetçi,memnuniyetsiz, ve doğal olarak mutsuz. ne müstehak mı diyorsunuz.evet olabilir tabi.kim ne ekerse onu biçer gibi şeylerle açıklanabilir bu ahval pek tabi. ve tabi rum 41.
yahu kardeşim dedim geçen gün bi kere de dünyanın en mutlu insanı oluver bi, bi ol. yani olsan olucaksın ama.olmak istemiyor insanlarımız sanırım.kendileri bilir tabi.
dün gece yıldızlar gördüm. bi elektriklerimiz kesilmişti de karanlık neymiş bi farkettik.her yer zifiri karanlıktı. güzeldi.tam bu satırları yazarken yine elektrik gitti. sanırım güzel yerleşim yerimizin elektriklerinde bi sorun var. varsınolsun. çözülür ki.
bence el yıkama eylemi dünyanın en güzel eylemlerinden biri. ki beni gerçekten mutlu ediyor.
"who do you need,who do you love when you come undone."
21 Haziran 2009 Pazar
bang
yüreğimizi açsak, neler görülür,neler görürüz acaba.
bazı şeyler bana tuhaf geliyor. olabildiğince eve kapanasım hep var.
nasıl bir hal ile halliysek, o frekansta bir enerji yayıyoruz.
Allahım güzel gözler,güzel bakışlar ver bize ki güzel görebilelim.yarattıklarından,yarattıklarınla seni.
teşekkürederiz.
20 Haziran 2009 Cumartesi
change your heart ve kalbin uyuma
bir duygu,hal,durum,olay gelip seni esir aldıysa onun mahkumu olmak zorunda değilsin ki. şimdi yaşadığın bu anın,halin,durumun geçeceğini bi kere bi bil. niye yelkenleri indiriyorsun hemen. geçicek.gidicek.kalmaz ki o. mutlaka yolcu. çünkü sen ağırlayan. geleni-gideni bir ağırlayansın. dünyalar da seni ağırlıyor. yani bir kere bi bak, bi gör. en basitinden bir mutfağına bir gir.şekerin mi bitmiş,patatesin mi,tüpün mü, damacanandaki suyun mu. bi gör ki herşey nasıl bitiyor,tükeniyor,geldiği gibi gidiyor. ne kalmış ki bu kalıyor. bu da geçicek. sen de geçicek. dünya da.
şimdi bi birtanem günlerin biraz birbirine benzemesin. buna bir dikkat. ne dilersen, ne istersen, neyi umarsan, neyi hayal edersen, neyi düşlersen, neyi düşünürsen, neyi dillendirirsen o gelicek sana,o olucak sana. biraz dikkat. biraz bi bilinç. inşallah Allahımızın yardımına ve yardımıyla gelmiş bir aklına güven. güzel olcak herşey evet bence de.
bütünü, tüm evreni, algılayıp görebildiğimizi "tek" görme derdi.çünkü de alem tek kare resmin çok boyutlu görüntüsü de ondan.
bi amin inşallah.
19 Haziran 2009 Cuma
i love you.very,very simple,very truly.
var. çoğu şey var. sınırlarımızın ötesinde. sınırsızlıkta.
ve bunlar beni heyecanlandırıyor. hem kendimden geçirtirken, hem de kendime getiriyor.
çok güzel şeyler var.i know.
16 Haziran 2009 Salı
o şimdi bi 'ne söylesen boş' modunda
bence gereksiz de olsa da, anlıyorum ki bu işin doğasında var bu. yani bi içgüdüsel, yani bi bilinçsiz, yani bi tepkime.
bence hala gereksiz. çünkü birbirlerimiz üzülüyor. bunu bildim bi kere. bunu gördüm bi kere. bunu yaptım bi kere.
birbirimiz için bu egoları yani birbirimiz için kendimizi feda edebilmek?
çünkü insanlarımız bilinçsiz.farkındasız.ne yaptığından habersiz.bu yüzden belki de birileri bir diğeri için feda.
kahveyi hep döktüm.
15 Haziran 2009 Pazartesi
herşeyin bir açıklaması var
sanırım kendime bi liste hazırlıcam.ve öyle bir liste olucak ki uygulandığında hayat çok daha fazla iyi olacak. çünkü bizler kimizaman düştüğümüz deliklerde,kuyularda,çukurlarda kıvranan ve o düşüşümüzü de hakkıyla yaşayan varluklarız,baluk olamaduğımız kesün bazen.
gökmavisi renginden.
14 Haziran 2009 Pazar
ilâhiyâne
sonra ben sokaklarda,caddelerde,otobüslerden inip,yollarda yürümelerde,bilumum tüm kaldırımlarda falan böyle yanımda kim varsa, kim geçiyorsa, hatta bazen önümde giden vatandaşlarla falan hep yarışıyorum. bildiğimiz yürüme yarışı. öyle oluyorum ki gözüm dönüyor ve artık cins,boy,yaş,enlem-boylam,nitelik-nicelik,ırk-dil-din hepsi önemini kaybediyor,hiçbiri algılanmıyor. ben sadece yürüyorum ve herkesi ardımda bırakıyorum.
hatta bi keresinde şöyle bişi de olmuştu.işte biz bi akşam fuardaydık. böyle tıkış tıkıştı,kalabalıktı. yanımda bitakım malum arkadaş zümresi vardı. neyse onlar sallana sallana, yavaş yavaş hareket etmekteler, ama karınca misali ilerliyen bi kalabalığın sürüklenmesi içinde, onlara uyarak,uygun adımlarla. ben dayanamıyorum. sabrım-tahammülüm yok. onlara uymaktan vazgeçip kalabalığın içinden çabucak bi sıyrıldım,bi kıvrıldım da-süzüldüm de, bi bıraktım herkesi arkamda. oh dedim. sonra durup arkadaşları beklemeye koyuldum, sonra bekledim-bekledim ve başlarını seçebildim o kalabalıktan. işte erkek olanı geldi bi tane, dedi ki sen nasıl sıyrıldın geçtin öyle. ben de dedim ki yaparım . o da dedi ki ben de yaparım. ben de dedim ki hadi ordan, geçemezsin dedim. sonra tuttuk yarıştık. kolumda çanta, ve elimde dosya olmasına rağmen pek tabi ki de onu geçti,toz yutturdu.sonra da bi tane naber çaktım. sonra daha fazla mahcup olmayalım diye uzatmadım,konuyu kapattım. uzatsam da uzatırdı hani ya neyse.
kalabalıktan sıyrılmak gayet güzel ve eğlenceli oluyor ama ya bi taşıttan inerken veya kaldırımda yürürken yarışma arzum. bunu kontrol etmelüyum. aslında en iyüsu elimizi-ayağımızı çekip de bi yerlere kapansak yu... for example to go to an island felun.
ellen i'm waiting for the answer.
13 Haziran 2009 Cumartesi
4 in the morning
fena bir gün geçirmiş sayılmazdım. uzun zamandır görüşemediğim insanlarla biraraya geldik. pekte değişmedik. hepimiz biraz birbirimize şımardık. ama tahminde etmelisiniz ki en çok ben. kendimi sınıyorum aslında sürekli. ve yine sürekli bi takım deney-gözlem halindeyim. and i failed again. önümüzdeki maçlara bakıcaz artık.
tevazuya öyle bi ihtiyaç var ki..
11 Haziran 2009 Perşembe
please remember(!)
belki daha az konuş,daha çok iş.
(hep nazar değmesinden korkuyorum.çünkü değiyor.)
10 Haziran 2009 Çarşamba
herşey bir mümkündür.
"are you such a dreamer?" dizesiyle kalktım.kadehlerde soğuk sütler içtim.eylemlerime manalar ile yüklemler.insanlarımızın doyumsuzluğu daha anlaşılır geldi.sahip olduğumuz belli bir açlık var ve onu doyurmak için elimizden gelen herşeyi yapıyoruz. aklınıza ne gelirse,sınır koymayalım. ama ne yapsak o boşluğu doldurmuyor.o boşluğun yanından bile geçmiyor.ona has yapılması gerekenler var,yokdeğil. ama onun dışında ne yapsak boş. o bir rad28.
bazen sadece olmayınca olmuyor.herşey tamamen bir nasiptir. nihai noktanın bu olduğuna inanıyorum. bu aralar ki gündemim ahlak.bunun üzerine çalışıyorum.mevcut halimiz en güzel şekle çevrilsin inşallah.ne kadar da ihtiyaçlıyız öyle.ve buna rağmen küçükdağları biz yaratmışız portreleri..
müthiş tepkisiz duruyorum.
8 Haziran 2009 Pazartesi
insan ve bazen
algılarımızın ayarları
evet evet aynen öyle.
amin.
7 Haziran 2009 Pazar
davulun dengi dengiliği? or dinginliği.
bazen bazı şeyleri anlamak için extraextra sorular da sormam gerekiyor galiba oldukça ısrarla.
kaç tane hikmet var ki bir oluşta?
6 Haziran 2009 Cumartesi
5 Haziran 2009 Cuma
bi dur bakalım dedim kendime -ki derim
çünkü olunca olurmuş sadece.kendiliğindense.we'll see,yea.
2 Haziran 2009 Salı
atomaltı boyuttan sesleniyorum
1 Haziran 2009 Pazartesi
yaz sabahları aydınlık ve sıcak
hepimiz biriz.
28 Mayıs 2009 Perşembe
çıngar çıkartırım. yaparım!
gözlerimin önündeki perde kalkıyor, benim gözlerim açılıyor ve ben görüyorum. gördükçe daha da tiksiniyor, onu uzağıma atıyorum.sevmiyorum.
aileme dehşet derecede minnettarım. iyi ki varlar. Allahım hep olsunlar.amin.
this is only sad
if you find beauty sad
no i am not sad
you are beautiful.
27 Mayıs 2009 Çarşamba
26 Mayıs 2009 Salı
aklımın başıma gelme ihtimali.
23 Mayıs 2009 Cumartesi
ilişkiler ve haller
Allahım kendimi iyi hissettirdiğin için çok teşekkür ederim.
i'm better now
içinde sadece kendimin yaşadığı bir ev istememin nedeni yaşam düzenimi sağlamak içindir.Allahım bilir.
günden güne daha az yiyiyor ve zayufluyorum.
çöpü at,çiçekleri sula.
vladimir nabokov-lolita.
bu hafta sopranoları izleyemicem,üzülüyorum.izleyebilsem keşke.
iyiyim iyi. şükürdür şükür.
Allahım eylem,iş,oluş nasip eyle. en iyisini bilen ve takdir edensin.
öpüyoruz.
bad girls can fly
oysa ben ona demiştim ki;
"gelmeni istiyordum.gelmeni istiyorum.gelmeni istedim.gelmeni isticem.gelmeni isterim.çünkü gelmeni istemiştim.ah bi gelsen,geliversen,gelmelisin,gel!"
21 Mayıs 2009 Perşembe
error
mevcut bir rahatsızlığım sözkonusu. endişelenmekten de ziyade üzülüyorum. insan yine en müthiş aciz.Allahım maddi manevi cem-i cümlemize acil şifa. amen.
çilekli
seviyom ki çok güzeller.
19 Mayıs 2009 Salı
ke(n)dilerine acıma sanatkârları
kesinlikle iyiyim. bu aralar. dökülen saçlarım eşliğinde birçok kavram,olgu ve sınıf farklılıkları diye gösterilen çoğu şeyin ayırımına varıp,belirgenliştirirken,sancılı zamanlarımın en sonrasında yine en iyiyim.çünkü elimde sonuç var. çünkü hissettiğim bir ruh,his ve umut. bir inanç.
şükür.
tüm kavramların içini boşaltıp gönlümce doldurdum.
bir bütünün parçası olmak, bir topluluğa dahil olmak,sürü şeklinde hareket etmek için yaşıyoruz.
aksini iddia eden?
17 Mayıs 2009 Pazar
doğan herhangi bi beklentide o ölür
işte hayat. ben ve iyi bi insan olma çabam. egodan bağımsız. egodan arınmış.
benim gibi kimse.
15 Mayıs 2009 Cuma
why so serious?
gün ki gün.
bu şarkı hüzünlendiriyor. mesele uğrarsa onu derdim edinebilicem anında.
savuşturmam gerek. iyi olmam gerek.
iyiyim iyi. sınava da iyi hazırlanıyorum. herşey çok iyi. nolur herşey çok çok daha iyi.
amin.
Tel Cambazının Tel Üstündeki Durumunu Anlatır Şiirdir
Morunuz mor inandım
Tanrınız büyük âmenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Bütün ağaçlarla uyumuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama ağaçlar şöyleymiş
Ama sokaklar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim dizboyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle döğüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Ben tam dünyaya göre
Ben tam kendime göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
12 Mayıs 2009 Salı
gözleri ufka bakarmış
nefesler adedince hâl vardır. ruh hâli, insanlık hâli.
yaşıyorum Allahım.
11 Mayıs 2009 Pazartesi
şimdinin şimdi modası
amin midir.
9 Mayıs 2009 Cumartesi
wc
sağlık muhteşem bişi. ve ben çok daha iyi olmaya gönüllü.
8 Mayıs 2009 Cuma
vehamet ve madagaskarın başkenti antananarivo
Allahım beni her halimle seviyorsun ve bunu hissediyorum,hissettirdiğinden.
büyük konuşuyorum,büyük laflar ediyorum.içimde yüksek enerjili tepkimeler. salt. esasında ve hep canım ne isterse o. bazılarına tamamen tepkisizleşmek istiyorum. içimde susturamadığım,bağıran tepkiler varsa çözülmesi gereken mesele var demektir. bazı meseleler var demekki bazılarıyla çözmem gereken. insanlar çözüm yanlısı değil çoğu zaman,çoğusu olmak üzre. işte durumlar böyle olunca ben sinirleniyorum. gerçekten bir sinir.
reddedişlerimizin şiddeti.
personal stereo
hep dediğim gibi
Allahım sana seslenebiliyorsam sorun yoktur.