29 Aralık 2009 Salı

birşeyler demek için "bir şey" demek

hi there. yea, i'm very very fine. how about you bakalım. seni gidi seni...

nazar değme sin de hakikaten iyi gidiyorum bu ara. yanisi içime isteme şevkini veren veriyor ya hani.. işte verdiğinden oluyor tüm bunlar. çok şükür.

hatta bu ara yine açılıyoruz biraz daha. daha geniş alanlara, kapsama alanımız sonsuzluk ya.

renkleri seviyorum ben. yine çok güzel renkler var gördüm!

babam hakikaten çok uçuk biri. kan gruplarımız 0 rh- bizim.

az önce gelen bi msj ile vesvese nedenli bir yanlış anlaşılma kurbanı olunmuşmuş.

hayat çok mu garip :)

15 Aralık 2009 Salı

boğazımda muhteşem bir düğün

inanmışım bi kere bu göz yaşlarını sadece bir tek şeyin hakettiğine. onun dışındakilere dökmemekte kararlıyım. dökemiyorum.

gücümüz sınanıyor, ne yapacağımız sınanıyor, tepkilerimiz sınanıyor.
tepkilerimiz sınanıyor, tepkilerimiz.

genelde bir anda oluyor çoğu şey. bir an.da.
nasıl sindireceğiz,nasıl aklımızı başımıza alıp,aklı selim ile düşünebileceğiz,nasıl o dağılan gücümüzü toplayıp ayağa kalkıp,devam edebileceğiz.

noldu, haksızlıklara uğradığını mı düşündün?

ağzından ne çıkıyorsa sınanırken yine onlarla.

Allahım neyse ki çok güzel şarkıları hep hali hazırda yanımızda tutuyosun.
bir nebze sakinleştirici etki, dramatikleştirici değil.

aczi, zayıflığı gör. gör ki yaratılmışlığını anla. gör ki secde halinde yaşa.
gösteriyorsun yarabbim. gösteriyorsun.

bu gözyaşları sadece senin içinken.

11 Aralık 2009 Cuma

full stops and exclamation marks

daha az uyku.
daha az yemek.
ya hayır söylemek ya da susmak.

9 Aralık 2009 Çarşamba

yok sa yok mu?

sıkça,çoğunlukla,mütemadiyen and muntazaman unutmaktayım,unutuyorum.

okuduğumu,duyduğumu,aklıma gelipte düşündüğümü,aklıma gelmeyipte düşündüğümü,olayları,olanları,günleri ve ayları,geçip geçmediğim yolları...
aklım nerelerde ise, olduğum yerde bulunmadığımdan unutuyorum.

birşey yaşarken bize ne kadar özel ve özgü, bizim dışımızdaki ne kadar algılar,anlar,
yanisi yaşadığım hâlin, yaşadığım gibi anlaşılması?
yaşadığım için ben çok iyi anlıyorum mesela.

kesintideyim.sektelerde.

mevcut, şu an ki ruh halini değiştirme gücün var mı.

1 Aralık 2009 Salı

değer bulmuyorum.

bi türlü kayda değer bulamıyorum. susturuluyorum. anlamadan kesinlikle konuşamıyorum. çözümleyemeden ağzımı açıp, yargı, hüküm bildiremiyorum. birşey diyeyim diyorum, ama gel gör ki olmayınca olmuyor.

tayin edilmişliğe gerçekten inanıyorum. zamanı var, deli gibi biliyorum. duruşum,bekleyişim boş değil,emin oluyorum. kaç tane oluşumun kaçıncısındayım. çeşitliliğini seyreduruyorum.

öyle güçlü bir telkin var ki. sabırla durdurabilen.
ki ben temmuzun sonundan beri öyle olmamışken,kasımın son haftası insan nasıl halden hale girermiş, şiddetiyle yaşayan.

susuyorsam sebebi var.hikmeti haylice var.gereği,yerindeliği ki, yine var.

"Yaramazın biraz muzur
Ama yok başka kusur
Çevresi çok sever onu
Kadıköy ondan sorulur"

26 Kasım 2009 Perşembe

not yet

bir türlü ölmediğimi, ölemediğimi hissediyorum mesela. mesela en çok kendimi görürken.

aklıma bir sürü şey geliyor, sonra hepsini hemen akabinde unutuyorum.

aykırı oluyorum çünkü içimden gelmiyor. çünkü rol yapamıyorum. çünkü körü körüne yaptığım birşeyler yok gibi. bazen hissizliğimden.

çok fena kayıtsızlaşabilirim.

kararına ulaşamadığım şeyler oldukça.

akşamları gezmeyi severim. gecenin renkleri..

ulaşılmamak istendiriliyorduğum.

en çok ama yine en çok ben anlaşılmamaya, yanlış anlaşılmaya delirirken.
anlamadan konuşanları napsak..
yoksaymaktan başka.

çok ilginç.. düşüneceğim. öyle şeyler de var çünkü.

kibrimizi giyotine göndermişsek.

17 Kasım 2009 Salı

bunu anlayabiliriz.

mesela çok üşüyorsan eğer daha sıkı giyin. ebilmek kanımızda varken. neyin çözümüne erişemicekmişiz ki. ne, çok mu iddialı oldu. ama ben'imizle yapılmadıktan sonra ,,,,,,,,,,,,

çok güzel şarkılar hep neyse ki,şükür ki var yarabbim dedirten.Allahım üşüyorum diyorum; daha sıkı giyin diyorsun.

neyse ki Allah var.

13 Kasım 2009 Cuma

napsak

çoğunlukla mutlu.yum.diye.bilir.im. diye.bilinir.im.oh ne âlâ.yım.oh ne memleket.

susuyorum bir sebepten.bin sebepten. o sebepten. oh sebepten. sepebten.

oh hep canımıza mı değer?

susuyorum da dans ediyorum.

o kadar dinginim ki. sürecim böyle işliyor. bakalım daha ne haller, daha neler neler.

kimseye dokunmuyorum. kimseye dokundurtmuyorum.

ama ne olursa olsun, ne olmuşsa olsun, ne olacaksa olsun; değişir.

sürekli değişiyor.

yakalıyor.um.yakalanmamayı tercih edercesine.

düşer gibi yapıyorum.babamın aklı çıkıyor.

kafamda oluşan o soruların hürmetine, yarabbim amin.

someone who believes in me. ohh me..

yargılarımın tadı.

korkma O var.

içim içim mut,u.mut.mut.lu.luk.

öyle bir hal ki, sadece etkilenmek istediğimden etkileniyorum.

oh mamma mia.

29 Ekim 2009 Perşembe

olur

kendim mutlu değilken, birini mutlu etmeyi denicem. yakın gelecekte.

bazı konularda bazı şeyleri yakalamam, görüp olmam için. oh öğreneceğim çok şey var.

artık nefesim kesilmiyor,o kadar etkilenmiyorum.ama ateş alıp,yansam da yakında bunu da atlatıcağıma çok inanıyorum.

inşallah kimseyi kırmam.never,ever.

ben özellikle mutfakta temizlik veya,iş yaptığım zaman aşka geliyorum,derin ilhamlara gark oluyorum,keşfim açılıyor :)

yarın arkadaşla buluşucam ya hani inşallah,işte inşallah onu da kırmam.

egoyu bi de burdan seyreyle bakalım.

acaba?

sağane

mesela ben öyle egom ile pek saldırıp,dikte ve empozenin hiçbi çeşidinde bulunamam.veya öyle belli bi seviyedeki tribal enfeksiyonlara bulanıp da kimselerin karşısına çıkamam. yok yani, yapım, halim, kimliğim müsaade etmez böyle şeylere.

Allahım insanlaştıkça kimsesizliğe mi itilir yoksa insan. hiç mi uyuşabileceği frekanslar tutturamaz şu güzide ömrü hayatınca. tamam, fedakarlık, özveri, sabır,hoşgörü, alttan alma hep tarafımızdan istisnasız olarak her seferinde açığa çıkmakta AMA bana mı verdin o görevi de Allahım ben mi haber vereceğim insanların zaaflarını,yanlışlarını. yani bilmiyorsa karşımdaki kendini, ben mi bildireceğim, bana mı düşmüş bu yarabbim, bana mı düşürdün.

dostum. yüreğini olduğu gibi açmakta zorlanıyorsan.belli hesaplar eşliğinde ise tüm halin, tavrın. vargit,çekgit,yıkılgit o zaman karşımdan.o zaman gözüme gözükme. -diyemiyorum yarabbi böyle, dedirtmiyorsun. ama görüyorum. olduğu gibi görüyorum.olduğu gibi karşımda. ben kime neler diyeyim Allahım. dilime güzellik ver yarabbim.

yarın misafir.konağa kaç.arkadaş sıfatındakilerle buluş.otobüslere çarpılma,çırpılma.

sağane.

23 Ekim 2009 Cuma

someone like you

dün gece, sanırım 3-4 civarlarında bana dokunan bir ses, bir melodi ilişti kulaklarımdan içeri. haftasonu için yemeğim gibi bişi. hoparlörün sesini sonuna kadar açıp, bağırarak eşlik edilecek türden bişi. çok sevdim, çok beğendim, çok güzel.

kendini verip, içinde tamamen kaybolabileceğin, tüm dünyayı bambaşka algılayıp görebildiğin, dünyalardan dünya beğendiğin.

çoğu zaman ifade bile edemiyoruz ya hani,sadece bizde kalıyor. oh o da iyi oluyor. çünkü başlı başına bir güzellik, bir coşku, bir bahşedilmişlik. rab ki arayana,isteyene,herşeyiyle kendini açana ikramını sunuyor. oh ya rabbim.

genellikle insanların kişisel,göresel,sınırlı yargılarını ..........
nokta nokta çünkü ...........
evet,ondan.

18 Ekim 2009 Pazar

sıradaki şarkıyı gökyüzündeki tüm bulutlara armağan ediyorum

egolar çok hissedilebilen ve kendilerini hemen belli edebilen şeylerdir. anında algılanırlar,sezilirler,apaçık görülürler. bu yüzden birbirimizi yaralayışlarımız, paramparça kırmalarımız aşikardır.ortadadır.sebebi en baştan bellidir.


gereğini bi görebilsem. ah bu gafletle delalet..


bu ara bana herşey fazla. almıyor içim, kaldırmıyor. dışa atıyorum.sindiremiyorum. susmak nasıl insanı özgürleştirirmiş resmen görüyorum. uzak durmaklar,ayrılıklar bile ne kadar gerekli,ne kadar yerinde ve isabetli. yarabbim nasıl da biliyorsun işini. tebrikimi hep ederim.


tek bi bildiğim olman.çok şükür.

16 Ekim 2009 Cuma

i forgive you for blue skies..

şu an herşeyin ne kadar boş olabildiğini hissettiğim zamanlardan... oku,ye-iç,izle,dinle, sürekli nefes al ver.. hani baktığın şeye sonuna kadar bakıp onu derin bi şekilde algılayıp, tamamiyle kapsayıp anlarsın ya. insanlara ağız verilmiş.. ağızlarına geleni söylesinler diye mi acaba. benim aradığım şey gerçek bir bilinçlilik ile içtenlik.

etrafımda nesneler.. sesler.. kokular... dokular. herşey bana bakıyor onları nasıl değerlendirip,anlamlandırdığıma.

eğer Allah bana dayanma,katlanma,tahammül etme daha da ötesi sabretme gücü vermez ise, hissini vermez ise bu dünya, açımdan nasıl yaşanırdı bilemiyorum.

ben ki anladıkça yaşayabilen,huzuru anlayınca yakalayabilen.

15 Ekim 2009 Perşembe

full of acz

hala kendime şaşkın olduğum bazı konular var. ben nasıl yapabildim onu,vay be gibisinden. aziz dostlar aklı başa alıp iyice düşününce insan anlıyor ki, biiznihi. ancak ve ancak biiznihi yapılabiliyor,olabiliyor. yarabbim iznini bekleriz, gönlümüze koyduklarının gerçekleşmesi hususunda da.amin.

mesela bazen bazı anlar oluyor, böyle hakikaten içimden, tüm doğallığı ile bazı meseleler üzerine düşünce,fikir,his belirtmek geliyor.geliyor ama bi dışarı çıkamıyor.yerine oturtup muhatabının gelmesini beklettirdiğimden.

bakıyorum bakıyorum, her kafadan bir yargı çıkıyor. ben bu insanları şu nedenle garipsiyorum; ya hu kardeşim iyi güzel görüp, hükmetmişsin, bi yargıya varmışsın ama kendince olmuş. bunu nasıl görmüyorsun. ben buna şaşırıyorum. o senin gözünden,pencerenden öyle görülüyor,sence öyle. bunu anlasan ne kadar süper olcak. şaşırıyorum sana.

ileriyi mesela çok görüyorum. kafamı bi çıkarıyorum,bi uzatıyorum ki karşımda hep ölüm. bu nedenle de tamamen dünya oluşumu ve geçici nitelikteki şeyler beni bağlayamıyor,alakadar bi türlü edemiyor,beni can noktamdan vuramıyor. böyle belli meselelerle insanlar olarak nasıl kendilerimizi kayıt altına alıyoruz,düşündürücü..

bazı şeylere hiç gönlüm yok. bazı şeylere gönlüm hiç doğmamış, hiç üzerlerinde olmamış.yapı-hamur meselesi belki de.

sınırlamalardan,kısıtlamalardan,kayıt altına almalardan köşe bucak kaçarım.

14 Ekim 2009 Çarşamba

çözümün anlamı dua,duanın anlamı çözüm

üşüyen bir çift ayak var, nerelere götürelim.

sevgi ve paylaşmak ; love and share çok güzel şeyler. ama egolarımız ile engelliyoruz biz bu akımları.resmen engel.

ben daha da farkediyorum, ne kadar içten bi şekilde, neler kadar önemseyebildiğimi. ben çok önem verebiliyorum karşımdaki insan muhatabıma. kim olursa.. ve içinde yaşadığımız dünya da bu şu an tuhaf karşılanabilecek bir durum.

üç cümlemden üçü de dua ise.
söyleyecek daha iyi birşey bulamadığımdandır. belki daha iyi birşey de olmadığından.

Allahım ben diyorum ki şimdi, ya ne gerek vardı egoyu sahnelemeye. Allahım farkediyorum ki karşımdaki egosunu çıkartıp üstüme salınca ben de çıkartıyorum.sonra da acaba susup daha olgun bir davranış daha nasıl sergileyebilirdim diye düşünüyorum.kardeşlerim, bana egonuzla gelmeyin. itiyosunuz. en önemlisi de bu. sizi negatif imgelerle ve duygularla hatırlayıp,anabiliyorum sonra.hoş mu oluyor yani. benim sizi absorbe edebilmem meselesin de ise, benim daha kırkbeş kırın fekmek yemem gerek.

Allahım bir tane gerek görememiştim ama hikmetin gösteriyor. senin terbiyendir, terbiye sürecinde yaşattıklarındır bunlar yarabbim. nolur tezelden ahlakımızı güzel eyle.

Allahım içime nasıl bir şey vermiş isen, böyle içim umman. böyle içim derya. böyle içim okyanus. kapsıyorum yarabbim.içime alıyorum da sevgi ile, merhamet ile, hoşgörü ile kucaklıyorum.açımdan oha diyip şaşırıyorum da kendime, ama sonsuz-sınırsızlığının tezahürüdür yarabbim. tahayyül edemediğimiz.

Allahım içime vermeyip,içimden getirmeyip beni çekingenlikle süslüyor ve beklememi söylüyorsun ve ben bekliyorum.

kendim diye bi şey

kendim diye bir şey var. ama bir tane var. böyle mesela kendi kendimle oturuyorum,kendi kendimle beraberim, kendi kendimden kendimi hissediyorum, kendimi dinliyorum.

mesela arkadaşlarım arayıp sormasa, kimse kapıma vurmasa, beni hep unutsa yine de yalnız hiç olamam çünkü hep kendim var.kendimle oturup,kendimle yiyip-içip, kendimle konuşmak var.
yani yine tüm dünya beni yalnız bıraksa,yine kendim var. kendim hep kendimleyken.

bu "kendim" duygusu bir varlık hissi bile vermeye muktedir. bu yüzden de biri olarak kendimi hissetmek bana yetebilir. ben bana yetebilir. şu an ben bana yeterken yetiyor mesela.

Allahım tüm kendimler, tüm varlık hissetmeler Sendendir.bu kendim için ise çok saol.çok vericisin. bana beni vermişsin. vericiliğinden sual olunmayan rabbim;bu kendim çok lezzetli olmuş,eline sağlık. kendimi beğenerek yaşıyorum,kendimi tadıyorum.çok güzel yapmışsın.

tattığım herşeyde güzelliğini görmeyi dileri.

10 Ekim 2009 Cumartesi

Ah Ya Rab

durup,susup "Allah" demeler.

ah Allah'ım amin.

9 Ekim 2009 Cuma

you made me ....

niye böyle old.iyelik ekleri çöpp.çokmu sustum,konuşmam gereken yerde. çokmu konuştum susmak yerine. dışarı attım,dışarı attım,dışarı attım. ötede.ötede.ötede. herşeyin tamam olduğu o hissiyat sadece düşüncede.oysa bilmiştim ne olduğunu. anlamıştım hemen. görmüştüm tüm açıklığı ile. çözümlemek için yetmiyor bunlar. zaman+nasip. nasip zamanla. zamanla nasip. ben istemedikçe yargılar sussun. ben isteyince konuşsun. çok basitti aslında. sadece destokol,başka ihsan zaten nasıl isterim. müthiş trajedi sahneleri yazıyoruz,o müthiş! kafamızda. Allahım müzig ile ruhuma dokunursun. aklıma girersin. ilhamını verirsin. Allahım çözümlemek bana farz katından.

geçerli sekmeyi kapat, beni deli etme!

balta vuruyorlar. baltalıyorlar. ellerinde baltalar, vuruyorlar. ama ben anladım, bu da lazım. bu da lazım olmasa, olmaz zaten. lazım ki, oluyor. olduysa eğer, daha fazla olup olmaması ile değil, ne yapmak lazım geldiği ile ilgilenirim.aferim.

neden bu güneş hep ısıtıp, ışık veriyor dersiniz? neden? mesela bi kere de yağmur yağsın güneşten, bi kere kar,bi kere dolu. yağ güneş yağ diyelim mesela.

bana imkansızı istiyorsun diyorlar. ben imkansızı anlamıyorum. onlarla aynı boyutta olup, aynı pencereden bakıp, aynı dili konuşmuyorum. Allahım görüyorum. hidayetin lazımdır.

öldüremiyorlar. içimdekini ve içimden geleni öldürmeye güç yetiremiyorlar. e içimdeki de bu kadar ölmüyorsa, anlayınsanıza bu içteki esas. asıl. real. fact.hakikat.

asıl hayalperest sizsiniz. ben kendi reel dünyamın içindeyken, siz onunbunun kurduğu yalan dünyalarda yaşamadasınız. ah bi görebilseydiniz.

ben yargılardan kaçınabilirim. ben muhasebemi sessiz-sakin-dingin yapıp, defterinizi en durgunsuskun şeklimle dürebilirim. olgunluğun alasını tahayyül edebildiğimden, onu nasıl yaşayacağımı da bilirim.

konuşuyorsam tenezzülümden midir.

evet,herkes birşey söylüyor. istisnasız herkesin söylediği, diline pelesenk ettiği bir yargısı var. ya hu baktığın, gördüğün, dillendirdiğin hep "sence" be. bana Hak diliyle konuş. o zaman seni dinlerim. ya hayır konuş, ya sus. o zaman seni yine dinlerim. susuşunu bile.

sakinleşince bile değişicek.
çünkü değişir.

7 Ekim 2009 Çarşamba

we don't fall into the love.

ayrı dünyanın insanlığı. dünyalarımız çok ayrı. ayrı olan dünyalarımız. olmuş ki ayrı dünya. ayrı iki dünya insanı. iki insanın dünyası ayrı. dünya.ayrı.insan.olan.


ham insanın konuşmaları belki bunlar,farkındayım evet. ama gördüğüm bu, bu aralar.yanyana gelindiğinde ortak mesele bulmak gittikçe zorlaşıyor Allahım. ben analiz ve sentezlemelerimle yerlerini belirliyorum şeylerin,kimselerin. kendimi en öteye koyduğum.gelinsin de ulaşılayım. ama bildiğim,gördüğüm yok.kimse pek bi yok. kimselerin yokediciliği samimiyetsizlik. kendilerini böyle yokettiler. herkes anca kendini kandırdı. içteki sevgiyi anca böyle öldürdü. mübarekolsun, ki iyi oldu.


bu kadar düşünen bir ben'in yanında, elbet çözüm tez biter.

3 Ekim 2009 Cumartesi

hâldir.

özgürlük çok güzel. aklın ve ruhun özgürlüğünden bahsediyorum. sınır yok.herşey duygusunu çok iyi veriyor aslında olan tek bir şey ile. biliyorum bu aralar böyle konularım kesik kesik, cümlelerim yarım. tamamlayamamak bile söz konusu pek ala olabilir. olağanüstü değil. hiç. eğer bu ise budur. hâldir. düşünüyorum böyle. böyle çoğu şeyi. penceremden gördüğüm. Allah hissini verdikten sonrası no problemos.


çok güzel hasta oluyorum. sessiz,sakin,kabuğunda,kendi halinde.


"i don't wanna leave me alone."



bu kız çokça durgun.çokça suskun.çokça ötede.

27 Eylül 2009 Pazar

yetkin ve etkin olan Allah.

böyle tam üzülecekken,afili bir sıkıntının kollarına düşecekken yine gülümsetti, yüzüme tebessümünü koyan. ardından da full of umud. çok şükür... dua öyle bir yaşam kaynağı ki. farkına vardıkça şaşırabiliyorum.
bazı insanların hal ve gidişatlarını, davranışlarını,tepkilerini gözlemledim de, yaptıklarını aklım almadı. anlam vermekte, kabullenip sindirmekte zorlandım. ve bir türlü hak veremedim. ilkolarak. daha sonra zorladım biraz kendimi, daha objektif baktım ve biraz olsun daha hoşgörebildim. ben onu hoşgördüm,acıdım, Allah da bana mı?
mesele şu; eğer önümde bir mesele varsa çözülmesi gereken, ona anında girişebilirim,direkt ve birinci elden müdahale mi yaparım. ama bazen durup,susup, daha sessiz ve dolaylı yollardan yapmak lazım geliyor.
o veya bu değil de, insanın acziyetini,zayıflığını nasıl görüyorum...




birbirimize karşı içimizde yeterince sevgi yok bence. sorunların sorun olarak kalmasının nedenlerinin başındaki etkenlerden biri de bu. zaten kimse birbirine yüreğini de açamıyor. herkes kendine.. bencil ve sürekli o egosunu koruyan bir kalkan gelişitirmiş. savunma mekanizmaları var adamların. herkes altta kalmamak,ezilmemek, öne çıkıp, üstünlük sağlamak için çırpınıyor. içgüdüsel ve otomatik işleyen bir durum söz konusu.
this is reality. but there is still hope.
ama mesela ben insan ilişkilerime bakıyorum. normalde soğuk ve duygusuz görünen bu ben, en içten olan. ve sevebilen. hem de herkesten daha fazla. belki merhametten de kaynaklanıyordur,bilemiyorum. çünkü merhamet duygusum da çok güçlü. böyle farkettiğimde beni şaşırtıp, ya hu ben napıyorum dedirtcek kadar.
sevmesini de gayet biliyormuşum.
Allah hakedenleri çıkarsın karşımıza, oturtsun yanımıza :)

yoğurt sevmem mucizesi

Allahım neyse ki yoğurt seviyorum ve neyse ki yoğurt yiyorum. çok saol.
böyle yararlı birşeylere uyum göstermek, bünyeye kabul etmek çünkü önemli. öneminin nedeni onların gerekliliği. gerekli olmasa bizene. ama gerekli. yani devam etmemiz gereken yolda yürüyebilmemiz için gerekli. bu yüzden de önemli. i like yogurt. ben ve yogurt :)


Allah sistemine uyum göstermek zorunlu. buna sünnetullah da diyorlar. akış belli, olacaklar belli aslında. sadece bunu iyi görüp, iyi okuyabilmek gerek. ondan sonra hayatı anlamak, ve kolaylaştırmak mümkün.ikra yavrum, ikra. bi zahmet.


maddenin yapısını düşünüyor düşünüyor rahata eriyorum. rahata erme şekillerimiz aslında çok çeşitli ve bol. her türlü yoldan mümkün. yeter ki nasibolsun. bu nasibolma meselesi var ya, işte körler bunu hiç görüp anlayamıyor. çünkü körün alasılar.

---yargılardan özellikle kaçınan bir ben---


hava bugün yine günlükgüneşlik. ben de kışa resmen hazırlanıyorum. gözüm yollarda bekliyorum. yine harika bi kış inşallah.

aidiyet meselesini düşünmekten ziyade, buna şahit oluyorum bazı misallerle.

keşke yaşamak, konuşmak-söylemek gibi kolay olsa.

bir iddian varsa test edilmeye,sınanmaya da hazır ol.

time its a cooker. beni pişiriyor.

sonsözüm; unutursan küserim/mektubumu keserim.

22 Eylül 2009 Salı

baby blue

Allahım sustukça susuyorum. tepkisizliğim had safhada. o kadar öyleyim ki... bu hal bir süredir bende. ve ne zaman değişicek emin değilim. ama çok fazla suskun ve tepkisizim. ve çok çekingen bile davranıyorum. yabanıl gibi bişi oldum. insanız ki çoğu şeyi yaşamaya müsait.


merhamet edildiğimden merhamet ettiğime inanıyorum.bazı insanlarımıza gerçekten üzülebiliyorum. i can feel your pain gibi bir yeteneğimin olduğunu düşünüyorum. kendime döndüm ki, daha başka bir kimseyi arzulamamacasına. oluyor böyle bazen.


dua.amin.

6 Eylül 2009 Pazar

anladın mı da anlattın, ne anladın.

kontrol mekanizması, kontrol, yönetme ve her türlü yönlendirme vardır. insan kendini çok ama çok kontrol edebilir. uğraşırsa kendine hakim falan da gayet olabilir. tepkilerimiz, his ve düşüncelerimiz yönetilebilir. kendimizi kendimiz.

alabildiğine ve olabildiğine siliyorum. içimden geliyor. içim istemiyor.

ben resmen,cidden ve hakkaten aryayı seviyorum. i love aria.

power surge seninle hesaplaşıcam.

kendimi anlamayı çok seviyorum. hep Kendini anlat ya rabbim.

baktığım an görüyorum. bariz neyin peşinde olduklarını. ne için çabaladıklarını. en çok kendi yargılarıma güvenirken.

iki gün berabersem, on gün ayrılmak.

Allahım şükür ki kendimi anlayabiliyorum.
birinin anlamasına bu kadar ihtiyaç duyan bu ben'e, kendimi anlattığın, ve anlayıp,anlamlandırdığın için şükür.

ölüm rabıtası (rabıta-i mevt) için en uygun yerin lunapark ve bazı mekanları olduğunu dün tecrübe ettim. resmen öldüm.

tepkisizliğimin şiddeti beni şaşırtıyor. elim-ayağım emirde.emirden.

neyse ki herşey geçiyor.

ikbri ğımaza ıysçoır.

neyse ki algılanan çok güzel şeyler var. ya bi de algılayıp,duyumsayamasaydık. görüp,hissedemeseydik. o zaman hiç bilemicektik.nsp.

beni anlamadın,fırına ver.

ben bir kuştum.resmen uçtum.

eğer bu kendimi,, kendimin zannediyorsam o zaman yanıldığımdır.

Allah ki affeder. Allahım affet.çünk; afv ve rahmsin.

o frekanstan bir kişi zamiri bağırdı, o frekanstan bir kişi zamiri duyuldu.

kontrollü tepkiler istilasından... iyilik dilemek hamuru. iyi olun.

2 Eylül 2009 Çarşamba

saat eti kemik geçerken

merhaba. nasılsın. ben iyim teşekkür ederim. sen de iyi ol. yok emretmedim,aslında diledim. umdum. işim bu, iyilik dilemek, iyi olmayı istemek. evet bu ara çok sakin ve normal duruyorum. biçok şeyin içindeki tek şey gibi.öyle gibiyim. durgun durmak, sanki herşeyi kabullenmiş gibi olmak biraz tuhaf benim için. ama oluyor. çoğu şey o kadar oluyor ki, sanki herşey. mutluyum. iyi hissedebiliyorum. çok mu önemli bu dersen. evet, bence önemli. çünkü böyle olmak istendirildim ben. hatta belki de en nihayetinde. rayına girmek gibi bişi yani. bi tür. bunların dışında deli gibi mücadeleye çabaladığım şeyler mevcut. çünkü bazı şeylerden bende çok var. yanisi sanırım hinanıyorum. hinandığımdan bu kadar kolaylaşıyor. bi de his tabi. onu etmek gerek. nasip olsun inşallah her daim. gördükçe,anladıkça basit açıklamalar getiriyorum. anlayınca huzur teşrif. çok şükür meselelerle geçinip git. sadeyim. sakinim. fazla söze gerek yok-um.

1 Eylül 2009 Salı

let me hold your hand bi kere.

bazı şeyleriniz mübarek olsun. çünkü çok mübarek.bazı şeyler var, böyle duyumsadığımda bana hayat falan veriyorlar. ki bu çok güzel. şükür gibi. belli bi frekanstan algılamak. evet.

ne dediğini bil sevgilim, ne dediğini bi bil.
ne yaparsan yap sanki yine de olmayacakmış hissi. bu var. çünkü sonu yok.
akustik seviyoru.
uslu uslu oturuyoru.
çok bi huslu, husurlu,humutlu.

çok güzel şeyler duydu
-m.
çünkü Allah.

17 Ağustos 2009 Pazartesi

zamanı gelince gitmek de mübarektir

gitmek gerekir. zaman gelir ki en icap eden olur. önünde yol görünür. ve biz gideriz. insanlardan insanlara, mekanlardan mekanlara, kaçtıklarımızdan sığındıklarımıza. gitmek vardır.

ve dahası...


bakalım.

14 Ağustos 2009 Cuma

öyle şeyler de oluyor

bu aralar ütopik dünyalarda kendi gerçekliğimizi yazıyoruz.

neyden emin olduğumuzdan ve neyden olmadığımızdan eminiz.

feraha ve felaha inanıyoruz.

azim nerede, onu arıyoruz. yanına sebatı da istiyoruz.

sonra daha farklı dünyalar ve evrenler peşinden habire gidiyoruz.

olan olurken, olmayanı düşünüyoruz.

sandalyemizi yan çevirip, öyle oturuyoruz.

kaç tane oluşumda, kaç tane şey var diye merak ediyoruz.

kendimize telkinler verip, teskinler ediyoruz.

çünkü "olur" , biliyoruz.

hangi kelimelerle, kaç tane yüreğe dokunuyoruz.

bakıyoruz ki bakışımız yetiyor, yetiniyoruz.

bazı şeyleri kestirip atıyoruz.

ölüm gibi şarkılar gibi mübalağalı ifadelendirmelerle bile tam olarak ifade edemediğimiz şarkılar dinliyoruz.

ölümden de ötesi mi varmış diye soruyoruz.

ellerimizi açıp dua edebildiğimize şükrediyoruz.

yemedikçe yemiyor, yedikçe yiyoruz.

kalkan olarak beynimizi kullanıyoruz.

bunca yaşanmışlığın, tecrübe edinmişliğin, görmüş geçirmişliğin, okuyup etmişliğin sonunda bakıyoruz ki, hiçbirşey yine bilmiyoruz.

O'ndan gayrı, O'ndan başka,O'ndan hariç,O'ndan öte. çünkü varsa,yoksa sadece O. bildiriyor ki biliyoruz.dillendiriyor ki dilleniyoruz.bildiren ve dillendiren Allah'ın adıyla.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

i can go, i can go anywhere

güzel şeyler duyuyorum. umut falan gırla. mesele gireceğimiz yolu bulmak,girmek ve alabildiğine ilerlemek. birbirimiz için iyi dileklerimiz mevcut. safiyet ve masumiyet gibisi.

dün akşam saatlerce konuştuk. bir nevi aile terapisi oldu. birbirimizi iyileştirmekle görevliyiz, biz insanlar. aslında genel olarak hepimiz. ama yanımızda kim veya kimler varsa işte onlarla.

daha da iyileşmeye ve gelişmeye.

sakındık, ve korunduk.

7 Ağustos 2009 Cuma

başa geleni sıkıysa çekme,çekebilme

hiçbirşey böyle konuşup, uzaktan bakıp bakıp ahkam kesmek kadar kolay değil. konuşmak en kolayı. tuzu kuru olan, senin içinde olduğun şeyi anlar mı. hep konuşmak kolay ama başa gelince konuşmak o kadar kolay olmuyor. başa gelen çekilirmiş. öyle de çekiliyor ki.. ama trajediye dönüştürmemek lazım. bizler hemen bir veryansın ediyoruz. ve o anlarda ki çaresizliğimiz,acizliğimiz o kadar bariz ki. diğer zamanlarda oldukça dik duruşlarımız, havalı hallerimiz, tüm dünyayı küçümseyici bakışlarımız o dert,sıkıntı anında devam edemiyor. hemen yerlere kapaklanıyoruz. gelebilecek yardımlara odaklanıyoruz. insan. aciz. çoğu zaman bu güçsüzlüğü ile de zavallı. bir yaratılmış olduğumuzu bu zamanlarda anlıyoruz. oysa normal akış içerisinde küçüklü büyüklü tüm dağları biz yaratmış gibi bi tavır içerisindeyiz. ama başımıza bi olay geliyor ve ne olduğumuz ortaya çıkıyor böylece.

insan.

6 Ağustos 2009 Perşembe

stay calm for a while

elimi,ayağımı. hangi uzvumu nereye koyacağımı, nereye yerleşeceğimi, nerelerde rahat bir duruş sergileyip, orayı işaretleyeceğimi kestiremiyorum. oturalım mı. kalkalım mı. yürüyelim mi. koşalım mı. duralım mı. durulalım mı. eksilelim mi. çoğalalım mı. uzanıp,yatalım mı. hızlı adımlarla mı. yavaş ama ahenkli,ritimli adeta bir dansmışcasına.


hangi semtlerde, neler soluyayım. her gittiğimde, her gidişimde arkamdan gelecek olan.veya olduğum yerden kımıldamamacasına bir yerleşim. beni alsalar,bir yere koysalar. ben yerimi sevsem,orda meyve versem. orda çiçek açsam. ben ki itirazsız boyun eğsem. ben ki birinin hakkımdaki hükmünü kabul. o biraz zor.


mevcut olan bir enerji ki dalgalar halinde yayılıyor. hepimize dokunuyor. teğet geçilebilene aşkol.
öylelerine bence de aşkolunabilir, onlarla aşk yapılabilir.


sana hangi isminle seslensem yanıbaşımda bitersin.

5 Ağustos 2009 Çarşamba

git öl gel seveyim

bu aralar bazılarımız tatsız,suratsız,kafasız,halsız,kabız. mecazi manada tabi ki. genelde beyinler hep ilk manayı algıladığından. bize de açıklamak düşüyor. varsın olsun. canınız zaten sağ.

ama bu ortamda varolmaktan sanırım çok mutluyum. yani çiziktirdiğim şekiller,çizgiler, yan yana noktaların oluşturduğu muayyen göstergeler.. hepsini sevdim. mutlu olduğumda gerçekten bi mutluyum. sanırım bu bazı şeylere bağlılık. rahatımıza düşkünlük.

şu son bikaç günde hayalkırıklığı niteliğinde olaylara şahid de olsam sanırım yine en çok öğrendim. kendimiz... nasıl bir meseledir bu böyle. herşey o kadar ego ve benlik için ki. şaşırıyorum. şiddetime. şiddetimin ölçüsünde kıvranışlarıma. neyse ki o var da. iyi ki var.


kendime kalmak çok güzel bişi. ve kendimi anlamak pek tabi.kendi kendime kendilerimi sormak. aldığım cvplar hep dürüst ve net. Allahım neyse ki cvblarım var. Allahım nolur hep cvblarım olsun. Allahım bana heb cvb. amin.


ey bazı şeyler. seslenişim size. sizinle işim bitmedi. bitmediğinde bile son gülen kim olcak görücez.
bana tevazu ve iddiasızlık, size de gününüzü görürsünüz sizcilik.


mutluysam mutluyumdur.

"bu kız" olarak ben

varlığımı sorgulamalısın.canıma dayanmalı.hangi kelimelerle seveceğini bilmeli. ben ise bi beni bilmeli.ben beni bil ben beni.

senin kendine düşkünlüğüne ben de düşebilirim.istersen bi ben olarak seni daha çok düşlerim. sen bana düş. düş ve ayaklarıma kapaklan. ben seni kaldırırım. seni sana senin için. böylece kendine getiririm. belki kendinden geçirir. en sonunda daha önümüzdeki uzun yolun bitiminde ikimiz de bu alemden geçiriliriz. ve edilgenleşiriz. sonrasına yine Allah kerim.

bilerek yarım bıraktım tüm öyküleri, tüm yaşanmışlıkları.

canım istedi noktaladım.

hep sebeplerim vardı.

3 Ağustos 2009 Pazartesi

vandan amerikaya

herkesin yapısı, durumu, hali, vakti bir değil. bunu bi anlamamız lazım ki kendi yargılarımız ve kendi yorumlarımızla insanları ele almayı bi bırakmalıyız. hep kendi penceremize "göre" gördüğümüzün, hissettiğimizin,düşündüğümüzün farkına artık bi varmalıyız. bunu idrak edebilirsek karşımızdakini o zaman çok daha iyi anlayabiliriz. onunla hemhal olabiliriz, onu hissedebiliriz.

hepimiz aynı kaynaktan, aynı noktadan geldik. ama tek kare resmin farklı boyutları bu evren. ve hepimizin kendi içinde varoluşu, varoluşunu ortaya koyma şekilleri, yaşadıkları, geldiği çevre, gördüğü şartlanma, empoze edilen belli başlı yargılar. bunlar hep farklı.


Allah'ım geniş açı, sonsuz-sınırsız, kayıtlanmamış,kısıtlanmamış bakışlar dileriz.
ki verensin.

2 Ağustos 2009 Pazar

onu nasıl sevdiğini anlatmaya muktedir

bu ara susup susup çok fazla herkesi sadece gözlemliyorum. izliyorum. tahlil etmeye çalışıyorum. neyi neden yaptıklarına bakıyorum. anlamaya çalışıyorum.

gözlerimin ilişmediği nokta yok gibi sanki.

çoğu zaman canımız ne isterse o ise bu hayat niye.

kendimin bazı hissiyatlarını,bazı davranışlarını anlamadığım bazı zamanlarım olmuştu evvelde benim. o zaman yaşadığım hali, duyguyu, o sıkıntıyı anlatmak mümkün olmayabilir. kendimi anlamak en önemli. eğer anlatacak birini bulursan da sonra anlatmak.bence.

kışa da az kaldı.ramazana da.ikisi de mübarektir.
yağsın yağmurlar!
ki rahmet.

tüm istişarelerimi Allahla yaparız

bazen kendinde bir güç bulursun. ve o an ayağa kalkarsın. kurulmuş,programlanmış bir makine gibi çalışmaya başlarsın. yer ve zaman bildirildi de, şimdi sıra beklemede.

bazen gözünde hiçbirşey,kimse olmaz. öylesine boşmuşmuşsun gibi tepkisiz durursun.sadece bakarsın. oysa aklından binlerce şey geçiyordur. veya bir noktaya öyle yoğunlaşmışsındır ki soyutlanmışsındır. Allahım her hal öyle mümkün ki.

bende var,size de verebilirim. umut ve inanç. buyrun beklerim.

31 Temmuz 2009 Cuma

noone laughs at god

kaç tane dünyanız var?

durumlar,kişiler,haller,olan-olabilecek şeyler, siz-biz-onlar, herşey o kadar değişken ki.öyle bir yargı,öyle bir hüküm olmalı ki her zamanda, her duruma,kişiye uymalı.olayın özünü bildirmeli.

ben küs veya dargın kalamam hiç. eğer kırılmışsam konuşamam. çok sinirlenmişsem hiç konuşamam. tepkisizleşirim. ama en çok kıyamıyorum pek kimseye.

i don't know what happens.

30 Temmuz 2009 Perşembe

akşam oturmasına da bekleriz

umut çok güzel şey ve insana umut veren şeyler de. bence hepimiz bi bazen salaklaşıyoruz. bu normal. mesela kendini herşeye hazırlamak diye de bişi var. o da haklı.
evi ama evimi bi ayrı seviyorum.bence düşünmek dünyanın en güzel eylemlerinden. bu arada ne zaman bi beğenimi, bi sevdiğimi ifade etmek,belirtmek adına "güzel" sıfatını kullansam yine bişilerin yarım olduğunu hissediyorum. çünkü hep daha fazlasını ve daha derinini biliyorum.
belki bu aralar farklı havalardan çalıyorumdur. evet bu da bi mümkün.

mutluyum. sınırlarım genişlediğinde. yeni şeylerle,cezbeden, insana bambaşka şeyler tattıran şeylerle tanışmak, onların varlığından haberdar olmak çok çok bişi.

ne desem o.

28 Temmuz 2009 Salı

confused

bazen susmak zorunda kal. çünkü oluyor bu bize. geçen gün ben firavunu anladım. bana anlamak gerek. çünkü ben en çok anlayınca rahatlıyorum. mutlak huzur gibi bişi. ki zaten de hep aklımızı karıştıran bi yerde bu göreler.bu çeşitliliği sindirmek. malum kalıbımız. bu yüzden geniş açı. bu yüzden geniş bakış. bu yüzden sınırlamadan, kısıtlamadan, kayıtlamadan.

sanki ona ezberlediği şeyleri sormuşum gibi geçmiş karşıma şakıyor. kimseler taklit eder. gördüğünü alır. gördüğüne bulaşır. gördüğünün kalıbına girer. rengine boyanır.sanki kendisiymiş gibi.

eğer jeneratörler çalışıyorsa, bi bildikleri mutlaka vardır.
kimseleri kendi sınırlı, ve terkipli, belli bi bileşenli bakışımla yargılamamak için.
yaptığım zaman "üf ne biçim yapıyorum be, elimden ne kurtulur ki" diye dememek için.
olumsuz,negatif birşeyle karşılaştığımda ona aynı ile cevap vermemek için.

dileniyorum, dilleniyorum.

25 Temmuz 2009 Cumartesi

life goes on until the end.

rengi,renkliliği seviyorum. en çok gökyüzü mavisi. resmen huşuya yatıyorum. evet huşu yatılabilen,yatıyakalınabilinen bişi ayrıca. bilen bilir neyse.

kalem kağıt elzemdir. bunu biliriz bi kere. kafamda dönenleri daha netleştirmek,açığa kavuşturmak için çalışmalar...bu da elzem. öğrendik. güzel.

sıcakta dışarıya çıkmamak için uyuma numarasına da yatıyoruz ayrıca. bu ara bi ayrı sıcakmış. öyle diyorlar. evden çıkmazsam bana göre hoş,noproblemos.

tamam değişkenlik falan iyi güzel de, ya bende çok fazla herkesin kabul ettiğini reddetme, herkesin kucak açtığından yüz çevirme var. çok çok fazla. ve böyle gidişimle de pek tabi ne bi kimseye ne de bi yere aid hissedebiliyorum kendimi.doğal sonuç.

eğer birşey yapmaya niyetleniceksem, birşeye karar vericeksem bu şeyi ne insanlar,ne çevre,ne toplum ne de kendim için. ıı olmaz. ıı asla. ıı nolur böyle birşey olmasın sakın ve hiç. Allahım çünkü sen bilirsin ki, Senin için olmazsa olmaz.just you.

daha da bişi bilmem.demem.

23 Temmuz 2009 Perşembe

sanki

21-22-23-24-25-26-27-28-29-30-31-32..


hiçbirşey farketmeyecekmiş gibi.

19 Temmuz 2009 Pazar

in my arms finally

kafamda sürekli ölüm senaryoları. her ihtimal bir ölüm üzerine. çünküsü kendini en zora hazırlamak dedikleri şey bu.

insanlar olarak hayatlarımızda bir dayanak noktası, bir baş koyacak omuz, bi sarılacağımız gövde, iki öpeceğimiz yanak-dudak, içine bakıp kaybolmak isteyeceğimiz gözler,okşayacağımız kulaklar,tutunacağımız bir eller ihtiyacındayız pek tabi ki.

sonrası bize bi destek, bi karşılıksız ve hesapsız seven,kabul eden, ne olursa olsun hep ilk olarak yanımızda olan.aile.annebaba.kutsaldır lan.

herşey o kadar ve öylesine olurken, güç verilince dayanırız,sabrederiz. çünkü sadece Allah.

18 Temmuz 2009 Cumartesi

sen yaparsın.

sınavlara az bi vakit kaldı ama daha hala hiç çalışmadım. elime alıyorum, bi sayfasını çevirip iki satır okuyorum, sonra bi yarım saat kendimden geçip hayaller aleminde gezindikten sonra yerimden kalkıyorum,kitabı bırakıyorum.bu böyle. ama herkes yapacağımdan ve iyi notlarla geçeceğimden o kadar emin ki.bana sen kesin yaparsın diyorlar. ve bende sanırım hep bu güvene güveniyorum. ve "ben yaparım ya nolcekki" falan diyorum. ama bence bi çalışsam çok sweet olcak. en azından çalışmam gerektiğini biliyorum. zaten kafamda herşeyin en mükemmel şekli olunca böyle ....


Allah.

altımdaki yer ile üstümdeki yer sallanıyor

kaçırılmayacak fırsatlar, süreli kampanyalar, sezon indirimleri, reklamlar,reklamlar,reklamlar.. sürekli bir bombardımandır gidiyor. artık dün enson bi tüm bunlardan sıkıldığıma karar verdim. ya hu ne istiyorsunuz. paraysa para. alın hepsi sizin olsun. hala yakamı bırakmıyorsunuz. canımı mı vereyim ya. canımı mı istiyosunuz. sizin kastınız canıma mı. bi yeterin lütfen. bi yeterolun. bi yetin. bi yet. bi get. bi det.


ve bakıyorum ki herşey bitiyor,tükeniyor. sürekli bi alış-veriş. sürekli bi üretim-tüketim. ama hep ve herşey bitiyor. ben bunu gördüm.sürekliliği,devamlılığı ve asla tükenmeyişi ile bitek yine sadece o.


hardworking bir çocuk olmam lazım.olabilirsem ben aşkol,aşkdol,aşksol,aşkkol,aşkbol.

şuan 4+1 hoparlörlerle müzik dinliyoruz tüm evce. tüm apartmanca olması da muhtemel. yüksek seste müzik seviyhorum bazen. bazen de böyle dinlemeli.sonra kendinde eşlik etmeli,istediğin seste. ayin gibi bişi çıkıyor ortaya.Allah kabul etsin.

ben bu aralar iyi hissedip,hayli hayli iyi olmaktayken, bazılarımız da çok kötü zamanlar geçirebilmekte. işte en normal, olağan durumlarımızdan. bir mümkünler çeşidimiz. diliyorum ve umud ediyorum ki iyileşme süreçleri hızlanır...

biri acı çekerken sen onun yanında olan olarak onun neler yaşadığını o an içinde onun gibi yaşamıyor, pek tabi o an onun gibi olmuyorsun. o an onun gibi o durumu müşahede edip,hissedemiyorsun yine onun gibi. bunu bi kere kabul edelim. ama bencilliğinden büyük ölçüde sıyrılan kimselerimiz, karşısındakini de önemsediği derecede onun derdini de,acısını da önemsiyor,dertleniyor,onun hali ile pektabi hallenebiliyor.

ağrı varsa vardır.

yalnız, çaldığım şarkıların hepsi de birbirinden güzel,ilahi gibi. hoparlörlerle de daha da harikulade bişi oluyor.komşuların kapıya gelme ihtimali hep yan cebimizdeyken.

resmen ağrı. aferin acziyet.


beğendiğimiz,sevdiğimiz ve hoşlandığımız "şey"leri güzel diye niteler,öyle ifadelendiririz.

15 Temmuz 2009 Çarşamba

yansımalar

beyin süzgeçlerim genelde çalışır. genelde çalışıyor. genelde düşünerek hareket ediyorum. eğer bunu yapmasaydım en az bi kere sizin kafanızı kırmıştım. veya kalbinizi. ağzıma veya aklıma ilk geleni söylemek yapmam genelde. ve benim bu titizliğime karşılık eğer ki karşımdaki muhatab aldığım kişi inceliğini kaybederek kırıcı bir harekette bulunursa ve zaten de affedilmeye değmezse bunu gözardı etmeyip,onu gözardı ederim. ve yoksayarım pek tabi. öyle biri hiç olmamışçasına olur benim için artık. çünkü istediğim zaman çok çabuk unutabiliyorum. elbet biiznihi. ne sanmıştınız.

size verilen değeri hakedin. karşınızdakine de hakkettiğini verin.
bu kadar.

14 Temmuz 2009 Salı

dünyanın en içgüdüsel eylemi olarak; kendini başkalarına tebliğ

ben ve bu ben'in tüm başarıları,tüm güzellikleri, tüm hayranolunacaklıkları... ve bunları gözler önüne serme, bunları gösterme,bunları sunma... kendini tebliğ,kendini belletme,kendini empoze.

bence yanlış. çünkü bildim ki varolmuş her ne ise hepsi de kaynağından.her baktığımızda o ilk eli görmek mesele.


bu nedenle bi çık aradan abi ya, bi çık. fazlalıksın,araya bir perdesin.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

izdüşüm

eğer şöyle veya böyleyse öyledir. yani ortadaki durum, önündeki olay, gözlerinin müşahadesi bu. yani buysa budur. öyleyse şöyle ve böyledir. peki. tamam. alright then.


mucizevi şeylere tanıklık.
ilk andaki izlenimini doğrulamak için zamanın da seni doğrulamasını beklemek.

soo broken hearted.


peki şimdi ben ne diyorum da böyleler oluyor. çok mu aceleciyim de? çok mu şüpheci. çok mu itici. veya da yine hepsi bi zandır. bi göz yanılmasıymışçasına.

onubunubilmem ama bildiğim şu ki bazı bazılara inancım ve güvenimin oldukça olmayışı ve deli gibi şüpheciliğim.

bence bu iyi bişi.

12 Temmuz 2009 Pazar

mind your own business

o merdivenleri kullanmamaları gereken onlar ile, o merdivenleri kullanmamız gereken bizler o merdivende karşılaşınca birbirimize rahmet yağdırdık.

bugün o güzelim bulutlar ve sevgili şarkılarım ile bugünümü daha rahat ve ferah hale getirdim.sanırım yine çok iyiyim. sanırım hatta çok bi de çok.

bir de yine başımı önüme eğme kararı aldım yine bi. çünkü kaldırdığım anda ve biri ile muhatab olmaya başlayınca elimde hayal kırıklığından başka birşey olmuyor. beklentilerim yüksek mi?
bilmiyorum ama annembabamı biliyorum ki gelsinler artık.

ah maykılım benim. şimdi de sera yı hapisten kaçırmaya çalışıyor. bu çocuk bir günyüzü görmeyecek mi a dostlar. inanın üzülüyorum. ömrü böyle heba oldu bu çocuğun. o da mutlu olsun artık, evinde, doğacak çocuğuyla oynasın. zaten rahatsızlığı da var, burnu kanayıp duruyor. daha fazla stres içinde nasıl yaşayacak endişeleniyorum. bir de zaten 4 sene later öldürcekler onu. oturup ağlarım ama.

bir de o şirket var ya, o adilerin yüzünden ben bile paranoyak oldum. hükümette mal çıktı. bi işe yaramıyor,köstek olmaktan başka.

hööö evet izleyip geldim de etkisindeyim halen.

kimimiz pörfekt ki zaten?

11 Temmuz 2009 Cumartesi

henüz kimseye.

ben hiç ama hiç rastlamadım daha. kafamdaki öylesineye.öylesine birine daha hiç rastlamadım ki o sadece kafamda.kafamın içi.

hayrınızolsun

şu veya bu değil. hayır efendim hayır babam bir merhum değil. iki dilsiz genç ki -olması gereken- en çok konuşanlar onlar. elinde 33lük tespihiyle, başında yırtık kasketiyle bir amcamız idiydi ki bir olması gerekenimiz daha. veya klasik siyahlar içindeki asi gencimiz, veya koca güneşgözlüklülerimiz, yaşlısevimli çiftlerimiz. ellerimizde pekala poşetler olabilir, kollarımızda çantalar. bi yerden bir yere gidipgelmelerimiz.. sürekli yolları aşmalar, kilometreleri katetmeler.

ve sadece bir bütün.herkes herşey her haliyle,her şekliyle sadece bir bütün.
tüm otobüsce şükürüstüneşükür ettik. şükürden inşaatlar...

10 Temmuz 2009 Cuma

it's alright then.

mesela hakkını aramak diye de birşey var. o da bi ayrı tuhaf. hakkını istemek, hakkını savunmak, hakkını gözetmek, hakkın için ağzını açmak, hakkın için karşındaki elemanı muhatab almak ve bazı sözlü vurgulu anlatımlara tenezzül etmek, hakkın uğruna savaş vermek, mücadelenin babasına girişmek...

bence böyle birşey böyle şeyler olmamalı hayatlarımızda.
kesinlikle olmamalı.
hakkımızı aramamalı,hakkımızı istememeliyiz aslında. bu çok yanlış.zira hakkımız hep bizde. kalmalı ki, zaten bize de aitse niye başkasından istiyoruz,onu başkasında arıyoruz.

çok tuhaf şeyler bunlar.. bir de bi gereklilik olarak hayatlarımıza girmiş ya artık,hakkını aramak zorunda olupta aramayan direkt enayi konumunda.
böyle şeyler olmasın. kimse kimsenin hakkına dokunmasın ki hak aramak veya hak istemek sözleri kalksın,akıllardan silinsin, kimsenin ağzından o kelimeler dökülmesin.

böyle şeyler olmasın.

the point is..

kime göstersek,kime bildirsek kesin kötü der,bir şekilde hoşlanmadığını,garipsediğini,acıdığını falan belli eder. bunlar anlaşılır şeyler ama bence hiçte öyle değil.

bazı şeyler var ki ; ...

tam bi belirsizlik değil.hayır hayır hiç değil. sadece zamana ihtiyaç. çünkü bilumum tekamül ve olgunlaşma işlemleri bir sürece tâbi.inanç ve umut sağlıklı nefes alabilmemiz için gereksinimimiz.

Allahım,sanırım yine çok güzel günler bunlar.teşekkür edip,rahmetine garkolmayı dilerim.
cem-i cümlemiz adına.

7 Temmuz 2009 Salı

in tonight i hate birds

böyle şeyler de olur. herşey bir mümkün ya. işte ondan.
insanın yapacağı ve yapmaya zorunlu olduğu bişeyleri olunca zaman hızlı akıyor. zorunluluktan ve sorumluluktan,zorunluluğa ve sorumluluğa, zorunluluğu ve sorumluluğu. amin.

azönce kendimle ilgili -hernekadarpekacıdaolsa- bir şey,bir gerçek daha farkettim ki bence bu dünyanın en muhteşem şeylerinden biri. algılayınca,farkedince,anlayınca acım diniyor.rahatlıyorum.

insan olmanın birinci gerekliliği ve kanıtı?

yingyang,hebelehübele,falanfilan,karma ve karışık,müşkülpesent,dilinepelesenk,mutluumutlu,kol-hol-sol-şol(cennetinırmakları)-bol-tol(vehar)-pol(l)-gol-vol-rol-dol-yol.

bir tane şeyin varlığı ki anlamlı bir tane.

5 Temmuz 2009 Pazar

its bleeding

kalbim yumuşuyor. bu aralar kalbim yumuşacık. gözlerim bile dolu doluveriyor. birçok şey var ama söylemeye,dile getirmeye muktedir ve hazır değilim sanırım. zamanı elbet ki de varki ne. herkesin iyi olmasını diliyorum habire. ve habire samimiyetimi sorgulayarak.
hastalıklarımızı veya başa gelen dert olgularını dramatize edip acıyoruz,acınası kılıyoruz kendimizi veya birilerini. sürekli.


Obeniiyiedinceiyioluyorum.

mutlak yada görece

bazı insanlarımız geyik.



bir kardeşim ki bunalım ve sıkıntıda.



üzülebildiğimiz şeyler varoluyor.



bugün otobüsü kaçırdım.



ilaç kullanıyorum.


vazgeçiyorum.
___________
________________________________________________________



ben zannettim ki elindeki kalemle vasiyetini yazıyor. bazen birşeyler sanıyorum ve bazen bazı şeylerin olma ihtimalini düşünürken gözlerimi yaşartıyorum. ben ki kurugöz. bu aralar ağlağım.ağlak.gözler doluyor doluyor boşalıyor.

___________________________________________________________________

lacivert kadar niteliklisin ki

sonra yine bazı şeyler zuhur oldu, bazı hissiyatlar hAÂâ3Asıl

___________________________________________________________________

zamanın bazı enlerinde durup böyle içten içli içli biraz da bağırarak şarkı söylemek isterim. ve nitekim de söylerim amma lakin

__________________________________________________________________

secdenin hayatımızdaki yeri ve önemi konulu bir kompozisyon yazalım.

___________________________________________________________________

bazı şeylere gülüyorum.aklıma getirip getirip gülüyorum.
çoğu zaman ki yazamamamın nedeni; hislerin veya düşündüklerimin, içinde bulunduğum halin o kadar yoğun olması ki...

___________________________________________________________________

birinin varlığının ihtimalinin oluşu.yanıbaşımda beliren bir ihtimal. bir mümkün. bir imkan. ne ve nasıl istersem öyle olucakmışçasına.
inanın ki oluyo.

___________________________________________________________________

danalar girmiş bostana

___________________________________________________________________

what are you looking for yavrucum. klavyedeki f ile sohbet.

___________________________________________________________________


ermiş, muradına ermiş. eğer isteklerinizin gerçekleşmesini istiyorsanız erin. ki muradınıza.Allah kabul etsin.

___________________________________________________________________

bakıyorum şimdi bi baktığım yerlere herkes bi birbirinden ve birinden etkileniyor.

___________________________________________________________________


ilgınç
ne yesem mideme koyuyo.resmen oturuyor. zaten bi de öylesine yiyorum ama yemeye korkuyorum.neyse anladım ki kesin bi kendime dönmem lazım. iki hafta doğru dürüst kitap okuyamadım ya çok sakiliz lan.

__________________________________________________________________

uyuyamadım. oysa yarın sabah erken kalkıp,kahvaltıya waffle yapmayı falan planlıyordum.bi de yarın çok işim var. a'dan x'e pek sarmadı sanırım. charles bukowski iyiydi :)

__________________________________________________________________

havkucyubisohartlıs? kalpsiz!

sanırım güneş batışa geçmiş. ışığının yansımaları güzel. yani dışardan bakınca.

_________________________________________________________________

bugün bu şeyi bir kez daha farkettim. bizimkiler yani annemle babam benim bir isteğime veya yapmaya karar verdiğim şeye neredeyse hiç karşı çıkmıyor. ben dediysem tamam gibi bi durum söz konusu.

________________________________________________________________

evi,bilgisayarımı müthiş özlemişim.

_________________________________________________________________

olayları kendi içimde,kafamda daha hafife almalı ve gereksiz can sıkıcı,üzücü kurgulamalarımdan vazgeçmeliyim.

3 Temmuz 2009 Cuma

kesintiye uğrayışlar-ım-ızz zzzzzzz

halim olağanın üstünde bir seyirdeydi ki sanırım geçti. yani bilmiyorum şimdilik öyle görünüyor ama her zaman herşey olabildiğinden. bakalım neler olucak.

şu an tam karşımda ay var.balkondayım. ayağım kaşınıyor. sivrisineklere neden sövmemeliyiz başlıklı bir yazı tasarlıyorum. niye olcak hepimiz Allahın kuluyuz da ondan. kafamda bazı şeyler var. dönüyorlar. onları açıklığa kavuşturamadığımdan birazcık uncomfortable ama zaman be güzelim. zaman algısına tutsak bizler için herşeyin başı zaman.

aklım bi karış havadaymışçasına..

who should i call now?

2 Temmuz 2009 Perşembe

have you seen

canım bazen hiçbişi istemez. çok daha öncesinde bu bazen hep çoğuzaman idi. ama şükür ki bazene indi. imdi... canım istemeyince istemez ve ben istemem. reddedişlerimin şiddeti ve ve gözüme ilişenden yüzçevirmem muazzamdır. bu zamanlarda özellikle bi uzak dururum kimselerden ve şeylerden. çünkü bazen canım sıkılabilir. ben can sıkabilirim;bu ihtimalin yaşanma riski adına sahnelerden inerim, kendi kendime çekilirim.

Allahım. bildim ki nice güzelliğin ve her varettiğin ve varettiğindekiyle bi yüreğe dokunuşun mevcuttur.ben ifade edemeyişimin kuvveti altında ezilirim mütemadiyen. güzeller güzeli A llah ım ben-üm.

-insanımız,insandanolmaoğlumuz ne kendini bilmez bişi olabilmekte.-

Al la hım bir veya birkaç rahatsızım. Alla hım nolur hiç yalan olmayalım,yalana dolanmayalım, yalan doğurupta yalan konuşmayalım,nolur hiç yalan ölmeyelim. salt yalandan ve tüm yalanın bileşkelerinden,yalanlı tüm eylemlerden,yalanın yanımızdan geçmesinden yine ve hep sana sığınalım. yalanı yalayanların ağzına biberler sürülsün.

A ll ahım varki var. yapmışsın,yaratmışsın,koymuşsun. varkivar. algılamama izin vermişsin de kanaat getirmişim. A l lahım sanırım bu verdiğin umut. kucak dolusu umut. yergök umut.dağtaş umut. toztoprak umut. ovabayır umut. çicekböcek umut. kapıpencere umut. halıkilim umut. mutfakbanyo umut. elektrikelektronikeşya umut. kalemdefter umut. noktavirgül umut. akıldimağ umut. şakırşakır umut.

Allahım çok güzel olduğun için çok güzel şeyler görüyorum.
gördüm ki çok güzeller.
amin.

24 Haziran 2009 Çarşamba

geç bunları anambabam geç bunları

evet biz ki çoğu şeyi artık geçip ardımızda bikaçkez veya çokkez veya hergerektiğikez ardımızda bir bırakmalıyız. mesela ben bu aralar aslında çok güzel bir şekilde susmak istiyorum çünkü ne söylesem olmuyor. sadece olmayınca olmuyor.kendiliğinden bir olmayış.

ayrıca dün de la ilahe illa ente subhaneke inni küntü minez zalimin deyipte anca nefes alıpverebildiğim bi dündü. muhakkak ki sebebi,nedeni muhakkak ki var ve isabetli.ve gerekli.

bu kadar.

afrofıladelfiyalılar ve gizli veya ayanbeyan utançlarımız -olmaması gereken-

işte sonra ben bugün jimmy fallonla late night showa bi bakıyordum. bence sevimli bi adamcağız. özellikle radyo eksen takdim ederken söylediği şarkıdan anca bi iki kelime duyduğumuz girişi en çok seviyorum ama o kadar işte. neyse. seyircilerden birini kaldırdı,bi iki soru sorup cvplarıyla the roots grubunun bi tarzda bi doğaçlama şarkı yapmasını isteyecek.zenci bir abimiz kalktı. ona elindeki kağıttaki sorulardan sordu; işte atalarının kökeni neresidir diye. adam tabi ki afrika dedi ama ya o anda anlıyosun ki adam bunu söylerken utanabiliyor,çekinebiliyor,bi mahcubiyet bile yaşayabiliyor,yani davranışlarındaki belli bi enerjiyi hissediyoruz. genellikle toplumlarda belli zayıf ve horgörülen azınlıklarımız var ki zayıf ve horgörülüyorlar.bu değerleri kim belirlemiş ki bizlerinde üstüne yapışmışta bunlarla yargılayakoyulmuşuz insanlığı. işte bu bence çok tuhaf.

bazı şeyleri anlamak... insanlığımız bir kere bi sorgulayıpdüşünekoysa.

evde telefonlara ben bakmam

bence sezgilerim çoğu zaman oldukça kuvvetlidir. anlıyorum. kandırmıyorum. aldatmayıpaldanmıyorum. sadece anlıyorum. basit meselelerde daha çok.

elimde veya önümde olanı olduğu gibi,öylesine yaşamaktansa içini deşipdeşip, derinlere inmeleri, orda burda ne var,şu neymiş demeyi, her hale sokmayı ama en çokda zorlamayı birazcıkda aykırılılaştırmayı seviyorum.ve bunu yapıyorum. misal; iyiyi,güzeli,başarılıyı sevmek,ondan etkilenmek elbetki kolay hatta istemsiz,sorgusuz sualsiz. ama ben tam tersine bile bi çalışıyorum.kıyıda köşede kalmış,kimsenin varlığını farketmemiş,görmemiş şeyler ve kimseler benim deli gibi ilgimi çekiyor.

ve elbet ki bana bu ben verilmiş,benlik bilinci. bunu nasıl kullanmam gerektiği meselemiz. ciddi meselemiz. çokçok ciddi.kapsamlı.bu konudaki çalışmalarımız hala sürüyor.

ama kolayı değilde zoru.

bazı şeylerden mütemadiyen arınmak.

çünkü lazım ki deli gibi.

23 Haziran 2009 Salı

bir damar şarkı olarak victory at sea-mary in june

evet böyle bugün damar şarkılar falan dinliyorum,canım çekiyor.bazen hepimize olan şeyler oluyor.efkar,hüzün,mahzuniyet filan geliyor bana konuk olmaya ama fazla kalmazlar diye düşünüyorum. çünkü bazı şeyler onların bende yatıya kalmalarına engel de ondan.

düşündüm ki madagaskar da (genelde orada biçok şey üretirim) şimdi hepimiz, her insan kendi çapında, kendi içinde, kendi oluşum ve varoluşunda bi kendine özgü,bi güzel ve özel, bi farklı. evet hepimiz.keşke herkesi tezelden tek görebilsek.neden mi?çünkü ulaşmak istediğimiz bi teklik bilinci var da ondan.

insanların geneli kışı böyle bir depresif falan geçirirler ama bende tam tersi oluyor,olmaya çalışıyor. yazı da sevmeye çalışıyorum.herşey hep çok güzel olur zaten.bizde o umut varken.bakış.yavrum bi perspektifini düzelt.düzelir çoğu şey.aferin.

eğer hayatımızda veya hayatlarda bi tatsızlık,bi sorun var ise kendimizle alakalı ve kendimizdendir. bunu bi bilelim bi lütfen.
hadi bakalım görelim daha neler neler.hayrolsun.

"dışarda bir oyun döner kazanmayan küçümsenir"

sanırım çokça susuyoruz yine. yani aklımızdan,içimizden geçenler ve onların şiddeti göz önüne alınırsa elimize bu veri geçiyor; çokça susuyoruz.yani susma eylemi. konuşmama. ama çok sesli ve son sesli şarkılara eşlik etmiyor değilim. çok güzel şarkılar var, bi sanateseri gibi.

bitakım şeyleri gerçekten de ardımda bıraktım,bırakabildim. bunu gördükçe ben bile şaşırıyorum. yani öyle şeyler işte.

eş-dost, çevre, duyduklarımız,aldığımız haberler gösteriyor ki insanlarımızın bir takım belli dertleri var. ben gelir-geçer şeyler diyorum bunlara.çünkü bildim ki ben bi kere, herşey geçiyor abicim.neyse bakıyoruz işte bunlara. bazılarında ilk duyduğumuzda kendi içimizde 'ne biçim iştir lan bu' falan diyoruz, evet öyle şeyler bile diyoruz ilk duyma anında. ama sonra biz bile bi sakinleşip,akl-ı selime başvuruyoruz.ondan sonra da sakinleştirmeye geçiyoruz.bazen çok çok önemsiyorum.ve gerçekten üzülüyorum. iyi dileklerim hep herkes için ama böyle bazen de hissiz,tepkisiz,umursayamayan biri olup çıkıyorum.sanırım yine o sürece girdim. yani ruh hallerimiz işte. biri geliyor,biri gidiyor. birbirinden zıt da olabiliyorlar ama hepsi de sende hayat buluyor.ama genel olarak iyiyim.neyse ki iyiyim.şükür ki iyiyim. ve işte iyi etmeliyim falan.Allahım sen hepimizi iyi etsen, bi kontrollü ve sakin olmamızı nasip etsen başımıza gelenler hususunda.sonra bizi de bi iki hikmete erdirsen de biz bi sussak. yani içlerimiz sanırım durmuyor,sürekli çençen bir çene.oysa ki senin hikmetinden,rahmetinden vs. sual olunmazmış bir de.Allahım sanırım seni pek iyi anlayamıyoruz veya ne yaptığını,takdir ettiğini,başa verdiğini. sanırım biz hiç anlamıyoruz ki bu yüzden bu kadar yaygara yapıyoruz.

bunu da geçtim, günümüzde memnun olmak,halden razı olmak, bi mutluluk ifadesine haiz olmak o kadar zorlaşmış ki. sanırım insanlarımız sürekli şikayetçi,memnuniyetsiz, ve doğal olarak mutsuz. ne müstehak mı diyorsunuz.evet olabilir tabi.kim ne ekerse onu biçer gibi şeylerle açıklanabilir bu ahval pek tabi. ve tabi rum 41.
yahu kardeşim dedim geçen gün bi kere de dünyanın en mutlu insanı oluver bi, bi ol. yani olsan olucaksın ama.olmak istemiyor insanlarımız sanırım.kendileri bilir tabi.

dün gece yıldızlar gördüm. bi elektriklerimiz kesilmişti de karanlık neymiş bi farkettik.her yer zifiri karanlıktı. güzeldi.tam bu satırları yazarken yine elektrik gitti. sanırım güzel yerleşim yerimizin elektriklerinde bi sorun var. varsınolsun. çözülür ki.

bence el yıkama eylemi dünyanın en güzel eylemlerinden biri. ki beni gerçekten mutlu ediyor.

"who do you need,who do you love when you come undone."

21 Haziran 2009 Pazar

bang

isteklerimiz, hayallerimiz, tûl-i emellerimiz,hırslarımız,açgözlülüklerimiz,her gördüğümüze içlenmemiz-iç geçirmelerimiz,kıyaslamalarımız,doyumsuzluğumuz...hep daha fazla ve en iyisi çabalarımız. gözlerimiz ellerimizdekini görmüyor, hep başkalarınındakinde.

yüreğimizi açsak, neler görülür,neler görürüz acaba.
bazı şeyler bana tuhaf geliyor. olabildiğince eve kapanasım hep var.
nasıl bir hal ile halliysek, o frekansta bir enerji yayıyoruz.

Allahım güzel gözler,güzel bakışlar ver bize ki güzel görebilelim.yarattıklarından,yarattıklarınla seni.

teşekkürederiz.

20 Haziran 2009 Cumartesi

change your heart ve kalbin uyuma

beyinlerimizin çalışma ve işleyiş tarzı ve şekli.
bir duygu,hal,durum,olay gelip seni esir aldıysa onun mahkumu olmak zorunda değilsin ki. şimdi yaşadığın bu anın,halin,durumun geçeceğini bi kere bi bil. niye yelkenleri indiriyorsun hemen. geçicek.gidicek.kalmaz ki o. mutlaka yolcu. çünkü sen ağırlayan. geleni-gideni bir ağırlayansın. dünyalar da seni ağırlıyor. yani bir kere bi bak, bi gör. en basitinden bir mutfağına bir gir.şekerin mi bitmiş,patatesin mi,tüpün mü, damacanandaki suyun mu. bi gör ki herşey nasıl bitiyor,tükeniyor,geldiği gibi gidiyor. ne kalmış ki bu kalıyor. bu da geçicek. sen de geçicek. dünya da.

şimdi bi birtanem günlerin biraz birbirine benzemesin. buna bir dikkat. ne dilersen, ne istersen, neyi umarsan, neyi hayal edersen, neyi düşlersen, neyi düşünürsen, neyi dillendirirsen o gelicek sana,o olucak sana. biraz dikkat. biraz bi bilinç. inşallah Allahımızın yardımına ve yardımıyla gelmiş bir aklına güven. güzel olcak herşey evet bence de.

bütünü, tüm evreni, algılayıp görebildiğimizi "tek" görme derdi.çünkü de alem tek kare resmin çok boyutlu görüntüsü de ondan.

bi amin inşallah.

19 Haziran 2009 Cuma

i love you.very,very simple,very truly.

bazene inanıyorum.ve muhteşemliğe.ve mucizeye.gerçekten inanıyorum ki,gerçekten inandığım şeyler var.mesela saf,salt sevginin veya aşkın varolduğuna bile inanıyorum.hiç görmediğimiz,belki hiç hayal dahi etmediğimiz ve belki de edemeyeceğimiz çoğu şeyin varolduğuna da inanıyorum. ve inancın ötesinde biliyorum. emin oluyorum.kesin kanaat getiriyorum.

var. çoğu şey var. sınırlarımızın ötesinde. sınırsızlıkta.
ve bunlar beni heyecanlandırıyor. hem kendimden geçirtirken, hem de kendime getiriyor.
çok güzel şeyler var.i know.

16 Haziran 2009 Salı

o şimdi bi 'ne söylesen boş' modunda

egolarımız zaten mütemadiyen çarpışırken bazen öyle oluyor ki şiddeti artıyor, sevdiklerimizle oluyor ve sonucunda oluşan sıkıntıyı anlayamayanlar çok sıkılıyor.

bence gereksiz de olsa da, anlıyorum ki bu işin doğasında var bu. yani bi içgüdüsel, yani bi bilinçsiz, yani bi tepkime.

bence hala gereksiz. çünkü birbirlerimiz üzülüyor. bunu bildim bi kere. bunu gördüm bi kere. bunu yaptım bi kere.

birbirimiz için bu egoları yani birbirimiz için kendimizi feda edebilmek?
çünkü insanlarımız bilinçsiz.farkındasız.ne yaptığından habersiz.bu yüzden belki de birileri bir diğeri için feda.

kahveyi hep döktüm.

15 Haziran 2009 Pazartesi

herşeyin bir açıklaması var

Allahım bazen üzülebildiğim şeyler varoluyor.veben üzülebiliyorum.evet mutlaka geçicek ama.sonuçta bir an bile olsa veya iki,veya üç en nihayetinde o an veya anlar varolmuş oluyorlar.
sanırım kendime bi liste hazırlıcam.ve öyle bir liste olucak ki uygulandığında hayat çok daha fazla iyi olacak. çünkü bizler kimizaman düştüğümüz deliklerde,kuyularda,çukurlarda kıvranan ve o düşüşümüzü de hakkıyla yaşayan varluklarız,baluk olamaduğımız kesün bazen.

gökmavisi renginden.

14 Haziran 2009 Pazar

ilâhiyâne

işte herkes bi başına. yaşam. ve mücadele veriyor kendi çapında,kendisiyle. arada birilerine uğruyor, veya birileri ona uğruyor ama hep sanıyor. aslında hep kendisi. ki mutlak.inandım.

sonra ben sokaklarda,caddelerde,otobüslerden inip,yollarda yürümelerde,bilumum tüm kaldırımlarda falan böyle yanımda kim varsa, kim geçiyorsa, hatta bazen önümde giden vatandaşlarla falan hep yarışıyorum. bildiğimiz yürüme yarışı. öyle oluyorum ki gözüm dönüyor ve artık cins,boy,yaş,enlem-boylam,nitelik-nicelik,ırk-dil-din hepsi önemini kaybediyor,hiçbiri algılanmıyor. ben sadece yürüyorum ve herkesi ardımda bırakıyorum.

hatta bi keresinde şöyle bişi de olmuştu.işte biz bi akşam fuardaydık. böyle tıkış tıkıştı,kalabalıktı. yanımda bitakım malum arkadaş zümresi vardı. neyse onlar sallana sallana, yavaş yavaş hareket etmekteler, ama karınca misali ilerliyen bi kalabalığın sürüklenmesi içinde, onlara uyarak,uygun adımlarla. ben dayanamıyorum. sabrım-tahammülüm yok. onlara uymaktan vazgeçip kalabalığın içinden çabucak bi sıyrıldım,bi kıvrıldım da-süzüldüm de, bi bıraktım herkesi arkamda. oh dedim. sonra durup arkadaşları beklemeye koyuldum, sonra bekledim-bekledim ve başlarını seçebildim o kalabalıktan. işte erkek olanı geldi bi tane, dedi ki sen nasıl sıyrıldın geçtin öyle. ben de dedim ki yaparım . o da dedi ki ben de yaparım. ben de dedim ki hadi ordan, geçemezsin dedim. sonra tuttuk yarıştık. kolumda çanta, ve elimde dosya olmasına rağmen pek tabi ki de onu geçti,toz yutturdu.sonra da bi tane naber çaktım. sonra daha fazla mahcup olmayalım diye uzatmadım,konuyu kapattım. uzatsam da uzatırdı hani ya neyse.


kalabalıktan sıyrılmak gayet güzel ve eğlenceli oluyor ama ya bi taşıttan inerken veya kaldırımda yürürken yarışma arzum. bunu kontrol etmelüyum. aslında en iyüsu elimizi-ayağımızı çekip de bi yerlere kapansak yu... for example to go to an island felun.

ellen i'm waiting for the answer.

13 Haziran 2009 Cumartesi

4 in the morning

geçen gece sabahın 4ünde tüm aile ayakta iken, oturduk lakers-orlando maçını izlemeye koyulduk.nihayetinde hazin bi şekilde,sevgili hidomuzun da özenli ve takdirli çabalarına rağmen orlando kaybetti.sonraki maça yine umutluyuz.bakıcaz.sonra 1 saatlik uyku ile bu seferde ben yollara koyuldum.az gittim uz gittim,dere tepeyi geçtikten sonra hedefe ulaştım en sonunda.mide bulantılarım da cabayken.

fena bir gün geçirmiş sayılmazdım. uzun zamandır görüşemediğim insanlarla biraraya geldik. pekte değişmedik. hepimiz biraz birbirimize şımardık. ama tahminde etmelisiniz ki en çok ben. kendimi sınıyorum aslında sürekli. ve yine sürekli bi takım deney-gözlem halindeyim. and i failed again. önümüzdeki maçlara bakıcaz artık.

tevazuya öyle bi ihtiyaç var ki..

11 Haziran 2009 Perşembe

please remember(!)

iki günlük fetret devrinden sonra tekrar nefes alıpvermekteyiz.benlikten kurtulmanın ve kurulanmanın yollarını hep arıyoruz.oturup oturup ağlasak yeridir sayın seyirciler.çünkü öyle bir kudretsiziz ve öyle bir kudretin kimde olduğunu biliriz.

belki daha az konuş,daha çok iş.

(hep nazar değmesinden korkuyorum.çünkü değiyor.)

10 Haziran 2009 Çarşamba

herşey bir mümkündür.

insan kendini,kendindeki hali açıklamaya,anlamaya,anlamlandırmaya çalışıyor. ve sanırım hep bir şeyler olma heveslisi ve çabalısı.hep bir varolmaya öykünme.
"are you such a dreamer?" dizesiyle kalktım.kadehlerde soğuk sütler içtim.eylemlerime manalar ile yüklemler.insanlarımızın doyumsuzluğu daha anlaşılır geldi.sahip olduğumuz belli bir açlık var ve onu doyurmak için elimizden gelen herşeyi yapıyoruz. aklınıza ne gelirse,sınır koymayalım. ama ne yapsak o boşluğu doldurmuyor.o boşluğun yanından bile geçmiyor.ona has yapılması gerekenler var,yokdeğil. ama onun dışında ne yapsak boş. o bir rad28.

bazen sadece olmayınca olmuyor.herşey tamamen bir nasiptir. nihai noktanın bu olduğuna inanıyorum. bu aralar ki gündemim ahlak.bunun üzerine çalışıyorum.mevcut halimiz en güzel şekle çevrilsin inşallah.ne kadar da ihtiyaçlıyız öyle.ve buna rağmen küçükdağları biz yaratmışız portreleri..

müthiş tepkisiz duruyorum.

8 Haziran 2009 Pazartesi

insan ve bazen

bazen birçok şey olur veya olmaz. bazen birçok şey oluyor veya olmuyor.bazen birşeyler..hassaslaşıp hissettiğim zamanlar bunlar.dokunuyor ki çoğu şey,duyumsadığımdan.şükürden acziyet bir laf öbeğinden ziyade çok çok daha fazlası. verilenler altında ezildiğimi hissediyorum. algım, bakışım öyle ki kafamı çevirdiğim,gördüğüm şey duygu veriyor,şükür hissine kapı açılıyor.Allah çok güzel şeyler yapıyor. bazen ariflerin sükutlarını anladığımı düşünüyorum.

algılarımızın ayarları

kimseye kötü,çirkin demicem. hep iyiyi görcem,iyi düşünücem ki herşey müthiş olcak.
evet evet aynen öyle.
amin.

7 Haziran 2009 Pazar

carolina's victim

kandan bahsediyorsam gördüğüm odur.

davulun dengi dengiliği? or dinginliği.

arkadaş veya vakit geçirdiğin kimse ve kimseler önemlidir,beraber olduğun kimsecikler mühimdir.son yaşadığım bitakım tecrübelerden sonra hayatımda radikal değişikliklere imza atıcam gibi.ve en çok insanlara karşı duyduğum hissin merhamet olduğunu farkederken.hatta o kadar ki kaale aldığım kişiyi çokça önemseyip,kendimce fedakar.evet.hatta dedimki kendime kendim; azcık gaddar falan olsam da beynim biraz temizlense,bazılardan arınsa.dengem bozuluyor çünkü.çünkü şahit olduklarım beni bir hoşetmiyor.ki kendimde oluşmuş kötü veya negatif,olumsuz bir izlenim veya duygu veya bir düşünceye yer vermemek için özel çaba sarfetmekteyken ben.

bazen bazı şeyleri anlamak için extraextra sorular da sormam gerekiyor galiba oldukça ısrarla.
kaç tane hikmet var ki bir oluşta?

6 Haziran 2009 Cumartesi

5 Haziran 2009 Cuma

bi dur bakalım dedim kendime -ki derim

güneş doğmuş.againmiş.kerahat vakitleriymiş,uyuyamamışmışım.dertmiş,sorunsalmış, da yemişim.çünkü bi kendime acıyamıyormuşum.hiçmihiçmiş.o zaman bana acıyabilen kırkbinyıl yasaşınmış.çünkü cumhuriyetmi,nalaka.kan bir gerçeklik kanıtı mı.beyinler kaç yıldızlı tatillerde.sıkılıyorsam habire ve ölesiye hiçmi duymamışım ki rad28 diye bişe.


çünkü olunca olurmuş sadece.kendiliğindense.we'll see,yea.

2 Haziran 2009 Salı

atomaltı boyuttan sesleniyorum

bir şeyi çok isteyince bir şeyi çok istiyorum.

1 Haziran 2009 Pazartesi

28 Mayıs 2009 Perşembe

çıngar çıkartırım. yaparım!

hiç akla gelmemiş, üzerinde düşünülmemiş konular üzerinde durup,etraflıca düşünmeyi, bir karara varmayı seviyorum.
gözlerimin önündeki perde kalkıyor, benim gözlerim açılıyor ve ben görüyorum. gördükçe daha da tiksiniyor, onu uzağıma atıyorum.sevmiyorum.
aileme dehşet derecede minnettarım. iyi ki varlar. Allahım hep olsunlar.amin.
this is only sad
if you find beauty sad
no i am not sad
you are beautiful.

27 Mayıs 2009 Çarşamba

26 Mayıs 2009 Salı

aklımın başıma gelme ihtimali.

ayaklarım soğuk. ayaklarım buz. ayaklarım üşütük. ayaklarımın soğuk algınlığı karnıma vuruyor. ve bu kısır bir döngüymüşçesine böyle. iyileşemiyormuşum gibi. adam olur muyum ben,adamakıllı biri olur muyum düşünüyorum... insanlarımızın değerleri,değer verdikleri şeyleri düşünüyorum. uyuştuğum bir nokta hiç mi olmaz. aferin bana. Allahım bana doğru şeyleri yaptığıma dair bir işaret?

23 Mayıs 2009 Cumartesi

ilişkiler ve haller

insan öyle özel ve tek olmak istiyor ki,öyle önemsenmek...
Allahım kendimi iyi hissettirdiğin için çok teşekkür ederim.

i'm better now

şimdi biraz daha iyi oldum.birşeylerle uğraşmak,kendini birşeylere vermek gerekiyor bu boşluk hissi veren sıkıntıdan kurtulmak için. ohh yea.
içinde sadece kendimin yaşadığı bir ev istememin nedeni yaşam düzenimi sağlamak içindir.Allahım bilir.
günden güne daha az yiyiyor ve zayufluyorum.
çöpü at,çiçekleri sula.
vladimir nabokov-lolita.
bu hafta sopranoları izleyemicem,üzülüyorum.izleyebilsem keşke.
iyiyim iyi. şükürdür şükür.
Allahım eylem,iş,oluş nasip eyle. en iyisini bilen ve takdir edensin.
öpüyoruz.

bad girls can fly

Allahım galiba canım sıkılıyor. koca evde kimsesizim evet.aslında oldukça da güzel bi durum yine evet. ama canım sıkılıyor. neden insan hep birini isteyebiliyor, bunu yedirememek var ben kendime. arkadaşı çağırmıştım ama gelmedi. ona da bi ayrı gıcık, ve kırgın oldum ama neyse. böyle şeylerin üzerinde fazla durmam ben. hem zaten mazereti de var onun. çünkü hayatı konusunda tam bi söz hakkı yok. böyle insanlar ve bu durumlar da anlamadığım diğer şeylerden. anlamayı- ve dahi yaşamayı da - zaten hiç istemem. halime,hallerimize çok şükür. yarın bi akşam pikniği planımız var bakalım.hayrolsun.


oysa ben ona demiştim ki;
"gelmeni istiyordum.gelmeni istiyorum.gelmeni istedim.gelmeni isticem.gelmeni isterim.çünkü gelmeni istemiştim.ah bi gelsen,geliversen,gelmelisin,gel!"

21 Mayıs 2009 Perşembe

error

geceleri oldukça üşüyorum. yani uyurken. yani üstümü örtmüyorum. hiç. örtemiyorum.

mevcut bir rahatsızlığım sözkonusu. endişelenmekten de ziyade üzülüyorum. insan yine en müthiş aciz.Allahım maddi manevi cem-i cümlemize acil şifa. amen.

çilekli

çilekli yoğurt,çilekli milkshake,çilekli dondurma,çilekli yoğurt dolgulu çikolata,çilekli sakız, çilekli jelibon,çilekli pasta,çilekli puding,creme ole.

seviyom ki çok güzeller.

19 Mayıs 2009 Salı

ke(n)dilerine acıma sanatkârları

ağzımda eriyen çikolata.dökülen saçlar.içilen kahveler,çaylar;çikolata ile.mutlu olduğumda mutlu olduğumu söylüyorum. belki de bu hayatı bu kadar zorlaştıranlar sadece kendilerimizdir.mümkün.nabokov okuyorum.lolita.

kesinlikle iyiyim. bu aralar. dökülen saçlarım eşliğinde birçok kavram,olgu ve sınıf farklılıkları diye gösterilen çoğu şeyin ayırımına varıp,belirgenliştirirken,sancılı zamanlarımın en sonrasında yine en iyiyim.çünkü elimde sonuç var. çünkü hissettiğim bir ruh,his ve umut. bir inanç.

şükür.

tüm kavramların içini boşaltıp gönlümce doldurdum.

çoğunluğun oluşturduğu belli standart çizgilerin dışına çıkmaktan, farklı kalıplar içinde olmaktan, normal dediğimiz niceliği önemli o topluluktan sıyrılmaktan,anormal olmaktan korkuyor ve bu uğurda savaşıyoruz.

bir bütünün parçası olmak, bir topluluğa dahil olmak,sürü şeklinde hareket etmek için yaşıyoruz.

aksini iddia eden?

17 Mayıs 2009 Pazar

doğan herhangi bi beklentide o ölür

sınavları atlattım bu hafta. oh rahatım,o iki günlük stresten kurtuldum. şimdi kitaplarıma yönelebilirim tekrardan. cuma karşıyakaya gideceğim, orda kalacağım, tek.yalnız :) güzel vakit geçirip eğleneceğimi umuyorum, belki bana oturmaya gelen bile olur :) sahilde akşam piknikleri falan.deniz,gökyüzü ve yeşillik hoş.

işte hayat. ben ve iyi bi insan olma çabam. egodan bağımsız. egodan arınmış.

benim gibi kimse.

15 Mayıs 2009 Cuma

why so serious?

Mi and L'au - Nude dinlediğim bir gün.
gün ki gün.
bu şarkı hüzünlendiriyor. mesele uğrarsa onu derdim edinebilicem anında.
savuşturmam gerek. iyi olmam gerek.
iyiyim iyi. sınava da iyi hazırlanıyorum. herşey çok iyi. nolur herşey çok çok daha iyi.
amin.

Tel Cambazının Tel Üstündeki Durumunu Anlatır Şiirdir

Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Tanrınız büyük âmenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız


Bütün ağaçlarla uyumuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama ağaçlar şöyleymiş
Ama sokaklar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de


Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim dizboyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle döğüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Ben tam dünyaya göre
Ben tam kendime göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

12 Mayıs 2009 Salı

gözleri ufka bakarmış

sorguluyorum,sorguladıkça, cvpları daha da bulup rahatlayacağıma inanıyorum. herşeyi.

nefesler adedince hâl vardır. ruh hâli, insanlık hâli.

yaşıyorum Allahım.

11 Mayıs 2009 Pazartesi

şimdinin şimdi modası

sadece sade bi şekilde çok çok daha iyi biri, iyi bir "insan" olmak istiyorummm.
amin midir.

9 Mayıs 2009 Cumartesi

wc

göz yaşı çıkmamakta benden. olabildiğince sert duruyorum.derin derin nefes alıp verdiğimdir. çatık ve gergin olan kaşlarımı,yüz ifademi rahatlatmak için özel bir çaba harcayıp iyileşme talebinde bulunuyorum. derin derin nefes alıyorum. içim hasta olduğundan bu haldeyim biliyorum. bu yüzden kimsede kabahat aramıyorum.
sağlık muhteşem bişi. ve ben çok daha iyi olmaya gönüllü.

8 Mayıs 2009 Cuma

vehamet ve madagaskarın başkenti antananarivo

aklımızla kurguladıklarımız ve ulaşamadığımız gerçeklikler.hüzünlüsün,paylaşıyosun,paylaşmak istiyosun. üzüntülüsün, derdime bir çare modunda dolaşıp aktarmak,yine paylaşmak istiyorsun.sevinç ve coşku dolusun, enerjini yönlendirmek, ve paylaşmak istiyorsun.



Allahım beni her halimle seviyorsun ve bunu hissediyorum,hissettirdiğinden.



büyük konuşuyorum,büyük laflar ediyorum.içimde yüksek enerjili tepkimeler. salt. esasında ve hep canım ne isterse o. bazılarına tamamen tepkisizleşmek istiyorum. içimde susturamadığım,bağıran tepkiler varsa çözülmesi gereken mesele var demektir. bazı meseleler var demekki bazılarıyla çözmem gereken. insanlar çözüm yanlısı değil çoğu zaman,çoğusu olmak üzre. işte durumlar böyle olunca ben sinirleniyorum. gerçekten bir sinir.

reddedişlerimizin şiddeti.

personal stereo

elimi uzattığım,elime aldığım şey, her şey erise..güneş yine ve yeni üstümüze doğmuş, sırtımızda,ruhumuzda taşıdığımız ve taşımakta da bi o kadar ısrarlı olduğumuz yüklerimizle karşılamaya,aydınlanmaya durmuşuz; bilinçsizliğimizden. ritim,melodiler,tını, kelimeler,oluşan anlamlar ve oluşturmak istediklerimiz.söze dökülemeyenler, dökmesi başarılamayanlar.hislerin yoğunluğu, farklı ifade edişlere olan açlık.Allahım bazı aralarda sinirli bir çocuk oluyorum. bir de bu ara içtensiz ve samimiyetsiz görüyorum kendimi. kendim. kendim. son zamanlarımda en çok kullandığım kelime olabilir.Allahım bu dinlediğim şarkı gerçekten çok güzel. harika olmuş. gerçekten.eğri duruşlarım, çok-oldukça-fazla-durmadan-susmadan söylemlerim, havalı veya kibirli -ymiş gibi veya hakikaten de öyle olmalarım. -insan da biraz yaşama coşkusu olurmuş-

hep dediğim gibi
Allahım sana seslenebiliyorsam sorun yoktur.

7 Mayıs 2009 Perşembe

sadece kendime

kalem ve kağıda ulaşmadığım zamanlar adına biyer burası. sadece kendime dediğim. bach çalıyor, sana gül bahçesi vadetmedim yanımda. bu aralar içsel olarak iyi. madagaskar anlamlı. hareketedişler tatlı. durgunluk ve suskunluklar durgun ve suskun olamayacak kadar cafcaflı,heyecanlı,aktif.çok fazla şey var. ve hiçbirşey bana normal gelmiyor. tuhaf. herşeyde bi tuhaf.aferin.