kendim mutlu değilken, birini mutlu etmeyi denicem. yakın gelecekte.
bazı konularda bazı şeyleri yakalamam, görüp olmam için. oh öğreneceğim çok şey var.
artık nefesim kesilmiyor,o kadar etkilenmiyorum.ama ateş alıp,yansam da yakında bunu da atlatıcağıma çok inanıyorum.
inşallah kimseyi kırmam.never,ever.
ben özellikle mutfakta temizlik veya,iş yaptığım zaman aşka geliyorum,derin ilhamlara gark oluyorum,keşfim açılıyor :)
yarın arkadaşla buluşucam ya hani inşallah,işte inşallah onu da kırmam.
egoyu bi de burdan seyreyle bakalım.
acaba?
29 Ekim 2009 Perşembe
sağane
mesela ben öyle egom ile pek saldırıp,dikte ve empozenin hiçbi çeşidinde bulunamam.veya öyle belli bi seviyedeki tribal enfeksiyonlara bulanıp da kimselerin karşısına çıkamam. yok yani, yapım, halim, kimliğim müsaade etmez böyle şeylere.
Allahım insanlaştıkça kimsesizliğe mi itilir yoksa insan. hiç mi uyuşabileceği frekanslar tutturamaz şu güzide ömrü hayatınca. tamam, fedakarlık, özveri, sabır,hoşgörü, alttan alma hep tarafımızdan istisnasız olarak her seferinde açığa çıkmakta AMA bana mı verdin o görevi de Allahım ben mi haber vereceğim insanların zaaflarını,yanlışlarını. yani bilmiyorsa karşımdaki kendini, ben mi bildireceğim, bana mı düşmüş bu yarabbim, bana mı düşürdün.
dostum. yüreğini olduğu gibi açmakta zorlanıyorsan.belli hesaplar eşliğinde ise tüm halin, tavrın. vargit,çekgit,yıkılgit o zaman karşımdan.o zaman gözüme gözükme. -diyemiyorum yarabbi böyle, dedirtmiyorsun. ama görüyorum. olduğu gibi görüyorum.olduğu gibi karşımda. ben kime neler diyeyim Allahım. dilime güzellik ver yarabbim.
yarın misafir.konağa kaç.arkadaş sıfatındakilerle buluş.otobüslere çarpılma,çırpılma.
sağane.
Allahım insanlaştıkça kimsesizliğe mi itilir yoksa insan. hiç mi uyuşabileceği frekanslar tutturamaz şu güzide ömrü hayatınca. tamam, fedakarlık, özveri, sabır,hoşgörü, alttan alma hep tarafımızdan istisnasız olarak her seferinde açığa çıkmakta AMA bana mı verdin o görevi de Allahım ben mi haber vereceğim insanların zaaflarını,yanlışlarını. yani bilmiyorsa karşımdaki kendini, ben mi bildireceğim, bana mı düşmüş bu yarabbim, bana mı düşürdün.
dostum. yüreğini olduğu gibi açmakta zorlanıyorsan.belli hesaplar eşliğinde ise tüm halin, tavrın. vargit,çekgit,yıkılgit o zaman karşımdan.o zaman gözüme gözükme. -diyemiyorum yarabbi böyle, dedirtmiyorsun. ama görüyorum. olduğu gibi görüyorum.olduğu gibi karşımda. ben kime neler diyeyim Allahım. dilime güzellik ver yarabbim.
yarın misafir.konağa kaç.arkadaş sıfatındakilerle buluş.otobüslere çarpılma,çırpılma.
sağane.
23 Ekim 2009 Cuma
someone like you
dün gece, sanırım 3-4 civarlarında bana dokunan bir ses, bir melodi ilişti kulaklarımdan içeri. haftasonu için yemeğim gibi bişi. hoparlörün sesini sonuna kadar açıp, bağırarak eşlik edilecek türden bişi. çok sevdim, çok beğendim, çok güzel.
kendini verip, içinde tamamen kaybolabileceğin, tüm dünyayı bambaşka algılayıp görebildiğin, dünyalardan dünya beğendiğin.
çoğu zaman ifade bile edemiyoruz ya hani,sadece bizde kalıyor. oh o da iyi oluyor. çünkü başlı başına bir güzellik, bir coşku, bir bahşedilmişlik. rab ki arayana,isteyene,herşeyiyle kendini açana ikramını sunuyor. oh ya rabbim.
genellikle insanların kişisel,göresel,sınırlı yargılarını ..........
nokta nokta çünkü ...........
evet,ondan.
kendini verip, içinde tamamen kaybolabileceğin, tüm dünyayı bambaşka algılayıp görebildiğin, dünyalardan dünya beğendiğin.
çoğu zaman ifade bile edemiyoruz ya hani,sadece bizde kalıyor. oh o da iyi oluyor. çünkü başlı başına bir güzellik, bir coşku, bir bahşedilmişlik. rab ki arayana,isteyene,herşeyiyle kendini açana ikramını sunuyor. oh ya rabbim.
genellikle insanların kişisel,göresel,sınırlı yargılarını ..........
nokta nokta çünkü ...........
evet,ondan.
mesele şu ki;
bence sen,
bence sen olursan ben,
bence sen sen,
i think just you.
18 Ekim 2009 Pazar
sıradaki şarkıyı gökyüzündeki tüm bulutlara armağan ediyorum
egolar çok hissedilebilen ve kendilerini hemen belli edebilen şeylerdir. anında algılanırlar,sezilirler,apaçık görülürler. bu yüzden birbirimizi yaralayışlarımız, paramparça kırmalarımız aşikardır.ortadadır.sebebi en baştan bellidir.
gereğini bi görebilsem. ah bu gafletle delalet..
bu ara bana herşey fazla. almıyor içim, kaldırmıyor. dışa atıyorum.sindiremiyorum. susmak nasıl insanı özgürleştirirmiş resmen görüyorum. uzak durmaklar,ayrılıklar bile ne kadar gerekli,ne kadar yerinde ve isabetli. yarabbim nasıl da biliyorsun işini. tebrikimi hep ederim.
tek bi bildiğim olman.çok şükür.
gereğini bi görebilsem. ah bu gafletle delalet..
bu ara bana herşey fazla. almıyor içim, kaldırmıyor. dışa atıyorum.sindiremiyorum. susmak nasıl insanı özgürleştirirmiş resmen görüyorum. uzak durmaklar,ayrılıklar bile ne kadar gerekli,ne kadar yerinde ve isabetli. yarabbim nasıl da biliyorsun işini. tebrikimi hep ederim.
tek bi bildiğim olman.çok şükür.
16 Ekim 2009 Cuma
i forgive you for blue skies..
şu an herşeyin ne kadar boş olabildiğini hissettiğim zamanlardan... oku,ye-iç,izle,dinle, sürekli nefes al ver.. hani baktığın şeye sonuna kadar bakıp onu derin bi şekilde algılayıp, tamamiyle kapsayıp anlarsın ya. insanlara ağız verilmiş.. ağızlarına geleni söylesinler diye mi acaba. benim aradığım şey gerçek bir bilinçlilik ile içtenlik.
etrafımda nesneler.. sesler.. kokular... dokular. herşey bana bakıyor onları nasıl değerlendirip,anlamlandırdığıma.
eğer Allah bana dayanma,katlanma,tahammül etme daha da ötesi sabretme gücü vermez ise, hissini vermez ise bu dünya, açımdan nasıl yaşanırdı bilemiyorum.
ben ki anladıkça yaşayabilen,huzuru anlayınca yakalayabilen.
etrafımda nesneler.. sesler.. kokular... dokular. herşey bana bakıyor onları nasıl değerlendirip,anlamlandırdığıma.
eğer Allah bana dayanma,katlanma,tahammül etme daha da ötesi sabretme gücü vermez ise, hissini vermez ise bu dünya, açımdan nasıl yaşanırdı bilemiyorum.
ben ki anladıkça yaşayabilen,huzuru anlayınca yakalayabilen.
mesele şu ki;
coffee and cigarettes,
im asked you,
im still blue
15 Ekim 2009 Perşembe
full of acz
hala kendime şaşkın olduğum bazı konular var. ben nasıl yapabildim onu,vay be gibisinden. aziz dostlar aklı başa alıp iyice düşününce insan anlıyor ki, biiznihi. ancak ve ancak biiznihi yapılabiliyor,olabiliyor. yarabbim iznini bekleriz, gönlümüze koyduklarının gerçekleşmesi hususunda da.amin.
mesela bazen bazı anlar oluyor, böyle hakikaten içimden, tüm doğallığı ile bazı meseleler üzerine düşünce,fikir,his belirtmek geliyor.geliyor ama bi dışarı çıkamıyor.yerine oturtup muhatabının gelmesini beklettirdiğimden.
bakıyorum bakıyorum, her kafadan bir yargı çıkıyor. ben bu insanları şu nedenle garipsiyorum; ya hu kardeşim iyi güzel görüp, hükmetmişsin, bi yargıya varmışsın ama kendince olmuş. bunu nasıl görmüyorsun. ben buna şaşırıyorum. o senin gözünden,pencerenden öyle görülüyor,sence öyle. bunu anlasan ne kadar süper olcak. şaşırıyorum sana.
ileriyi mesela çok görüyorum. kafamı bi çıkarıyorum,bi uzatıyorum ki karşımda hep ölüm. bu nedenle de tamamen dünya oluşumu ve geçici nitelikteki şeyler beni bağlayamıyor,alakadar bi türlü edemiyor,beni can noktamdan vuramıyor. böyle belli meselelerle insanlar olarak nasıl kendilerimizi kayıt altına alıyoruz,düşündürücü..
bazı şeylere hiç gönlüm yok. bazı şeylere gönlüm hiç doğmamış, hiç üzerlerinde olmamış.yapı-hamur meselesi belki de.
sınırlamalardan,kısıtlamalardan,kayıt altına almalardan köşe bucak kaçarım.
mesela bazen bazı anlar oluyor, böyle hakikaten içimden, tüm doğallığı ile bazı meseleler üzerine düşünce,fikir,his belirtmek geliyor.geliyor ama bi dışarı çıkamıyor.yerine oturtup muhatabının gelmesini beklettirdiğimden.
bakıyorum bakıyorum, her kafadan bir yargı çıkıyor. ben bu insanları şu nedenle garipsiyorum; ya hu kardeşim iyi güzel görüp, hükmetmişsin, bi yargıya varmışsın ama kendince olmuş. bunu nasıl görmüyorsun. ben buna şaşırıyorum. o senin gözünden,pencerenden öyle görülüyor,sence öyle. bunu anlasan ne kadar süper olcak. şaşırıyorum sana.
ileriyi mesela çok görüyorum. kafamı bi çıkarıyorum,bi uzatıyorum ki karşımda hep ölüm. bu nedenle de tamamen dünya oluşumu ve geçici nitelikteki şeyler beni bağlayamıyor,alakadar bi türlü edemiyor,beni can noktamdan vuramıyor. böyle belli meselelerle insanlar olarak nasıl kendilerimizi kayıt altına alıyoruz,düşündürücü..
bazı şeylere hiç gönlüm yok. bazı şeylere gönlüm hiç doğmamış, hiç üzerlerinde olmamış.yapı-hamur meselesi belki de.
sınırlamalardan,kısıtlamalardan,kayıt altına almalardan köşe bucak kaçarım.
14 Ekim 2009 Çarşamba
çözümün anlamı dua,duanın anlamı çözüm
üşüyen bir çift ayak var, nerelere götürelim.
sevgi ve paylaşmak ; love and share çok güzel şeyler. ama egolarımız ile engelliyoruz biz bu akımları.resmen engel.
ben daha da farkediyorum, ne kadar içten bi şekilde, neler kadar önemseyebildiğimi. ben çok önem verebiliyorum karşımdaki insan muhatabıma. kim olursa.. ve içinde yaşadığımız dünya da bu şu an tuhaf karşılanabilecek bir durum.
üç cümlemden üçü de dua ise.
söyleyecek daha iyi birşey bulamadığımdandır. belki daha iyi birşey de olmadığından.
Allahım ben diyorum ki şimdi, ya ne gerek vardı egoyu sahnelemeye. Allahım farkediyorum ki karşımdaki egosunu çıkartıp üstüme salınca ben de çıkartıyorum.sonra da acaba susup daha olgun bir davranış daha nasıl sergileyebilirdim diye düşünüyorum.kardeşlerim, bana egonuzla gelmeyin. itiyosunuz. en önemlisi de bu. sizi negatif imgelerle ve duygularla hatırlayıp,anabiliyorum sonra.hoş mu oluyor yani. benim sizi absorbe edebilmem meselesin de ise, benim daha kırkbeş kırın fekmek yemem gerek.
Allahım bir tane gerek görememiştim ama hikmetin gösteriyor. senin terbiyendir, terbiye sürecinde yaşattıklarındır bunlar yarabbim. nolur tezelden ahlakımızı güzel eyle.
Allahım içime nasıl bir şey vermiş isen, böyle içim umman. böyle içim derya. böyle içim okyanus. kapsıyorum yarabbim.içime alıyorum da sevgi ile, merhamet ile, hoşgörü ile kucaklıyorum.açımdan oha diyip şaşırıyorum da kendime, ama sonsuz-sınırsızlığının tezahürüdür yarabbim. tahayyül edemediğimiz.
Allahım içime vermeyip,içimden getirmeyip beni çekingenlikle süslüyor ve beklememi söylüyorsun ve ben bekliyorum.
sevgi ve paylaşmak ; love and share çok güzel şeyler. ama egolarımız ile engelliyoruz biz bu akımları.resmen engel.
ben daha da farkediyorum, ne kadar içten bi şekilde, neler kadar önemseyebildiğimi. ben çok önem verebiliyorum karşımdaki insan muhatabıma. kim olursa.. ve içinde yaşadığımız dünya da bu şu an tuhaf karşılanabilecek bir durum.
üç cümlemden üçü de dua ise.
söyleyecek daha iyi birşey bulamadığımdandır. belki daha iyi birşey de olmadığından.
Allahım ben diyorum ki şimdi, ya ne gerek vardı egoyu sahnelemeye. Allahım farkediyorum ki karşımdaki egosunu çıkartıp üstüme salınca ben de çıkartıyorum.sonra da acaba susup daha olgun bir davranış daha nasıl sergileyebilirdim diye düşünüyorum.kardeşlerim, bana egonuzla gelmeyin. itiyosunuz. en önemlisi de bu. sizi negatif imgelerle ve duygularla hatırlayıp,anabiliyorum sonra.hoş mu oluyor yani. benim sizi absorbe edebilmem meselesin de ise, benim daha kırkbeş kırın fekmek yemem gerek.
Allahım bir tane gerek görememiştim ama hikmetin gösteriyor. senin terbiyendir, terbiye sürecinde yaşattıklarındır bunlar yarabbim. nolur tezelden ahlakımızı güzel eyle.
Allahım içime nasıl bir şey vermiş isen, böyle içim umman. böyle içim derya. böyle içim okyanus. kapsıyorum yarabbim.içime alıyorum da sevgi ile, merhamet ile, hoşgörü ile kucaklıyorum.açımdan oha diyip şaşırıyorum da kendime, ama sonsuz-sınırsızlığının tezahürüdür yarabbim. tahayyül edemediğimiz.
Allahım içime vermeyip,içimden getirmeyip beni çekingenlikle süslüyor ve beklememi söylüyorsun ve ben bekliyorum.
kendim diye bi şey
kendim diye bir şey var. ama bir tane var. böyle mesela kendi kendimle oturuyorum,kendi kendimle beraberim, kendi kendimden kendimi hissediyorum, kendimi dinliyorum.
mesela arkadaşlarım arayıp sormasa, kimse kapıma vurmasa, beni hep unutsa yine de yalnız hiç olamam çünkü hep kendim var.kendimle oturup,kendimle yiyip-içip, kendimle konuşmak var.
yani yine tüm dünya beni yalnız bıraksa,yine kendim var. kendim hep kendimleyken.
bu "kendim" duygusu bir varlık hissi bile vermeye muktedir. bu yüzden de biri olarak kendimi hissetmek bana yetebilir. ben bana yetebilir. şu an ben bana yeterken yetiyor mesela.
Allahım tüm kendimler, tüm varlık hissetmeler Sendendir.bu kendim için ise çok saol.çok vericisin. bana beni vermişsin. vericiliğinden sual olunmayan rabbim;bu kendim çok lezzetli olmuş,eline sağlık. kendimi beğenerek yaşıyorum,kendimi tadıyorum.çok güzel yapmışsın.
tattığım herşeyde güzelliğini görmeyi dileri.
mesela arkadaşlarım arayıp sormasa, kimse kapıma vurmasa, beni hep unutsa yine de yalnız hiç olamam çünkü hep kendim var.kendimle oturup,kendimle yiyip-içip, kendimle konuşmak var.
yani yine tüm dünya beni yalnız bıraksa,yine kendim var. kendim hep kendimleyken.
bu "kendim" duygusu bir varlık hissi bile vermeye muktedir. bu yüzden de biri olarak kendimi hissetmek bana yetebilir. ben bana yetebilir. şu an ben bana yeterken yetiyor mesela.
Allahım tüm kendimler, tüm varlık hissetmeler Sendendir.bu kendim için ise çok saol.çok vericisin. bana beni vermişsin. vericiliğinden sual olunmayan rabbim;bu kendim çok lezzetli olmuş,eline sağlık. kendimi beğenerek yaşıyorum,kendimi tadıyorum.çok güzel yapmışsın.
tattığım herşeyde güzelliğini görmeyi dileri.
mesele şu ki;
bri tane var ki cko guzeldir kendisi olarak kendisi.
10 Ekim 2009 Cumartesi
Ah Ya Rab
durup,susup "Allah" demeler.
ah Allah'ım amin.
ah Allah'ım amin.
mesele şu ki;
Allah ki hep var,
Allah var,
Allah var neyin yok?,
Allah vardır,
Allah varsa ne yoktur
9 Ekim 2009 Cuma
you made me ....
niye böyle old.iyelik ekleri çöpp.çokmu sustum,konuşmam gereken yerde. çokmu konuştum susmak yerine. dışarı attım,dışarı attım,dışarı attım. ötede.ötede.ötede. herşeyin tamam olduğu o hissiyat sadece düşüncede.oysa bilmiştim ne olduğunu. anlamıştım hemen. görmüştüm tüm açıklığı ile. çözümlemek için yetmiyor bunlar. zaman+nasip. nasip zamanla. zamanla nasip. ben istemedikçe yargılar sussun. ben isteyince konuşsun. çok basitti aslında. sadece destokol,başka ihsan zaten nasıl isterim. müthiş trajedi sahneleri yazıyoruz,o müthiş! kafamızda. Allahım müzig ile ruhuma dokunursun. aklıma girersin. ilhamını verirsin. Allahım çözümlemek bana farz katından.
geçerli sekmeyi kapat, beni deli etme!
balta vuruyorlar. baltalıyorlar. ellerinde baltalar, vuruyorlar. ama ben anladım, bu da lazım. bu da lazım olmasa, olmaz zaten. lazım ki, oluyor. olduysa eğer, daha fazla olup olmaması ile değil, ne yapmak lazım geldiği ile ilgilenirim.aferim.
neden bu güneş hep ısıtıp, ışık veriyor dersiniz? neden? mesela bi kere de yağmur yağsın güneşten, bi kere kar,bi kere dolu. yağ güneş yağ diyelim mesela.
bana imkansızı istiyorsun diyorlar. ben imkansızı anlamıyorum. onlarla aynı boyutta olup, aynı pencereden bakıp, aynı dili konuşmuyorum. Allahım görüyorum. hidayetin lazımdır.
öldüremiyorlar. içimdekini ve içimden geleni öldürmeye güç yetiremiyorlar. e içimdeki de bu kadar ölmüyorsa, anlayınsanıza bu içteki esas. asıl. real. fact.hakikat.
asıl hayalperest sizsiniz. ben kendi reel dünyamın içindeyken, siz onunbunun kurduğu yalan dünyalarda yaşamadasınız. ah bi görebilseydiniz.
ben yargılardan kaçınabilirim. ben muhasebemi sessiz-sakin-dingin yapıp, defterinizi en durgunsuskun şeklimle dürebilirim. olgunluğun alasını tahayyül edebildiğimden, onu nasıl yaşayacağımı da bilirim.
konuşuyorsam tenezzülümden midir.
evet,herkes birşey söylüyor. istisnasız herkesin söylediği, diline pelesenk ettiği bir yargısı var. ya hu baktığın, gördüğün, dillendirdiğin hep "sence" be. bana Hak diliyle konuş. o zaman seni dinlerim. ya hayır konuş, ya sus. o zaman seni yine dinlerim. susuşunu bile.
sakinleşince bile değişicek.
çünkü değişir.
neden bu güneş hep ısıtıp, ışık veriyor dersiniz? neden? mesela bi kere de yağmur yağsın güneşten, bi kere kar,bi kere dolu. yağ güneş yağ diyelim mesela.
bana imkansızı istiyorsun diyorlar. ben imkansızı anlamıyorum. onlarla aynı boyutta olup, aynı pencereden bakıp, aynı dili konuşmuyorum. Allahım görüyorum. hidayetin lazımdır.
öldüremiyorlar. içimdekini ve içimden geleni öldürmeye güç yetiremiyorlar. e içimdeki de bu kadar ölmüyorsa, anlayınsanıza bu içteki esas. asıl. real. fact.hakikat.
asıl hayalperest sizsiniz. ben kendi reel dünyamın içindeyken, siz onunbunun kurduğu yalan dünyalarda yaşamadasınız. ah bi görebilseydiniz.
ben yargılardan kaçınabilirim. ben muhasebemi sessiz-sakin-dingin yapıp, defterinizi en durgunsuskun şeklimle dürebilirim. olgunluğun alasını tahayyül edebildiğimden, onu nasıl yaşayacağımı da bilirim.
konuşuyorsam tenezzülümden midir.
evet,herkes birşey söylüyor. istisnasız herkesin söylediği, diline pelesenk ettiği bir yargısı var. ya hu baktığın, gördüğün, dillendirdiğin hep "sence" be. bana Hak diliyle konuş. o zaman seni dinlerim. ya hayır konuş, ya sus. o zaman seni yine dinlerim. susuşunu bile.
sakinleşince bile değişicek.
çünkü değişir.
mesele şu ki;
ben istesem hep susarım hiç konuşmam,
en büyük destekimlerdi.
7 Ekim 2009 Çarşamba
we don't fall into the love.
ayrı dünyanın insanlığı. dünyalarımız çok ayrı. ayrı olan dünyalarımız. olmuş ki ayrı dünya. ayrı iki dünya insanı. iki insanın dünyası ayrı. dünya.ayrı.insan.olan.
ham insanın konuşmaları belki bunlar,farkındayım evet. ama gördüğüm bu, bu aralar.yanyana gelindiğinde ortak mesele bulmak gittikçe zorlaşıyor Allahım. ben analiz ve sentezlemelerimle yerlerini belirliyorum şeylerin,kimselerin. kendimi en öteye koyduğum.gelinsin de ulaşılayım. ama bildiğim,gördüğüm yok.kimse pek bi yok. kimselerin yokediciliği samimiyetsizlik. kendilerini böyle yokettiler. herkes anca kendini kandırdı. içteki sevgiyi anca böyle öldürdü. mübarekolsun, ki iyi oldu.
bu kadar düşünen bir ben'in yanında, elbet çözüm tez biter.
ham insanın konuşmaları belki bunlar,farkındayım evet. ama gördüğüm bu, bu aralar.yanyana gelindiğinde ortak mesele bulmak gittikçe zorlaşıyor Allahım. ben analiz ve sentezlemelerimle yerlerini belirliyorum şeylerin,kimselerin. kendimi en öteye koyduğum.gelinsin de ulaşılayım. ama bildiğim,gördüğüm yok.kimse pek bi yok. kimselerin yokediciliği samimiyetsizlik. kendilerini böyle yokettiler. herkes anca kendini kandırdı. içteki sevgiyi anca böyle öldürdü. mübarekolsun, ki iyi oldu.
bu kadar düşünen bir ben'in yanında, elbet çözüm tez biter.
3 Ekim 2009 Cumartesi
hâldir.
özgürlük çok güzel. aklın ve ruhun özgürlüğünden bahsediyorum. sınır yok.herşey duygusunu çok iyi veriyor aslında olan tek bir şey ile. biliyorum bu aralar böyle konularım kesik kesik, cümlelerim yarım. tamamlayamamak bile söz konusu pek ala olabilir. olağanüstü değil. hiç. eğer bu ise budur. hâldir. düşünüyorum böyle. böyle çoğu şeyi. penceremden gördüğüm. Allah hissini verdikten sonrası no problemos.
çok güzel hasta oluyorum. sessiz,sakin,kabuğunda,kendi halinde.
"i don't wanna leave me alone."
bu kız çokça durgun.çokça suskun.çokça ötede.
çok güzel hasta oluyorum. sessiz,sakin,kabuğunda,kendi halinde.
"i don't wanna leave me alone."
bu kız çokça durgun.çokça suskun.çokça ötede.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)