24 Haziran 2009 Çarşamba

geç bunları anambabam geç bunları

evet biz ki çoğu şeyi artık geçip ardımızda bikaçkez veya çokkez veya hergerektiğikez ardımızda bir bırakmalıyız. mesela ben bu aralar aslında çok güzel bir şekilde susmak istiyorum çünkü ne söylesem olmuyor. sadece olmayınca olmuyor.kendiliğinden bir olmayış.

ayrıca dün de la ilahe illa ente subhaneke inni küntü minez zalimin deyipte anca nefes alıpverebildiğim bi dündü. muhakkak ki sebebi,nedeni muhakkak ki var ve isabetli.ve gerekli.

bu kadar.

afrofıladelfiyalılar ve gizli veya ayanbeyan utançlarımız -olmaması gereken-

işte sonra ben bugün jimmy fallonla late night showa bi bakıyordum. bence sevimli bi adamcağız. özellikle radyo eksen takdim ederken söylediği şarkıdan anca bi iki kelime duyduğumuz girişi en çok seviyorum ama o kadar işte. neyse. seyircilerden birini kaldırdı,bi iki soru sorup cvplarıyla the roots grubunun bi tarzda bi doğaçlama şarkı yapmasını isteyecek.zenci bir abimiz kalktı. ona elindeki kağıttaki sorulardan sordu; işte atalarının kökeni neresidir diye. adam tabi ki afrika dedi ama ya o anda anlıyosun ki adam bunu söylerken utanabiliyor,çekinebiliyor,bi mahcubiyet bile yaşayabiliyor,yani davranışlarındaki belli bi enerjiyi hissediyoruz. genellikle toplumlarda belli zayıf ve horgörülen azınlıklarımız var ki zayıf ve horgörülüyorlar.bu değerleri kim belirlemiş ki bizlerinde üstüne yapışmışta bunlarla yargılayakoyulmuşuz insanlığı. işte bu bence çok tuhaf.

bazı şeyleri anlamak... insanlığımız bir kere bi sorgulayıpdüşünekoysa.

evde telefonlara ben bakmam

bence sezgilerim çoğu zaman oldukça kuvvetlidir. anlıyorum. kandırmıyorum. aldatmayıpaldanmıyorum. sadece anlıyorum. basit meselelerde daha çok.

elimde veya önümde olanı olduğu gibi,öylesine yaşamaktansa içini deşipdeşip, derinlere inmeleri, orda burda ne var,şu neymiş demeyi, her hale sokmayı ama en çokda zorlamayı birazcıkda aykırılılaştırmayı seviyorum.ve bunu yapıyorum. misal; iyiyi,güzeli,başarılıyı sevmek,ondan etkilenmek elbetki kolay hatta istemsiz,sorgusuz sualsiz. ama ben tam tersine bile bi çalışıyorum.kıyıda köşede kalmış,kimsenin varlığını farketmemiş,görmemiş şeyler ve kimseler benim deli gibi ilgimi çekiyor.

ve elbet ki bana bu ben verilmiş,benlik bilinci. bunu nasıl kullanmam gerektiği meselemiz. ciddi meselemiz. çokçok ciddi.kapsamlı.bu konudaki çalışmalarımız hala sürüyor.

ama kolayı değilde zoru.

bazı şeylerden mütemadiyen arınmak.

çünkü lazım ki deli gibi.

23 Haziran 2009 Salı

bir damar şarkı olarak victory at sea-mary in june

evet böyle bugün damar şarkılar falan dinliyorum,canım çekiyor.bazen hepimize olan şeyler oluyor.efkar,hüzün,mahzuniyet filan geliyor bana konuk olmaya ama fazla kalmazlar diye düşünüyorum. çünkü bazı şeyler onların bende yatıya kalmalarına engel de ondan.

düşündüm ki madagaskar da (genelde orada biçok şey üretirim) şimdi hepimiz, her insan kendi çapında, kendi içinde, kendi oluşum ve varoluşunda bi kendine özgü,bi güzel ve özel, bi farklı. evet hepimiz.keşke herkesi tezelden tek görebilsek.neden mi?çünkü ulaşmak istediğimiz bi teklik bilinci var da ondan.

insanların geneli kışı böyle bir depresif falan geçirirler ama bende tam tersi oluyor,olmaya çalışıyor. yazı da sevmeye çalışıyorum.herşey hep çok güzel olur zaten.bizde o umut varken.bakış.yavrum bi perspektifini düzelt.düzelir çoğu şey.aferin.

eğer hayatımızda veya hayatlarda bi tatsızlık,bi sorun var ise kendimizle alakalı ve kendimizdendir. bunu bi bilelim bi lütfen.
hadi bakalım görelim daha neler neler.hayrolsun.

"dışarda bir oyun döner kazanmayan küçümsenir"

sanırım çokça susuyoruz yine. yani aklımızdan,içimizden geçenler ve onların şiddeti göz önüne alınırsa elimize bu veri geçiyor; çokça susuyoruz.yani susma eylemi. konuşmama. ama çok sesli ve son sesli şarkılara eşlik etmiyor değilim. çok güzel şarkılar var, bi sanateseri gibi.

bitakım şeyleri gerçekten de ardımda bıraktım,bırakabildim. bunu gördükçe ben bile şaşırıyorum. yani öyle şeyler işte.

eş-dost, çevre, duyduklarımız,aldığımız haberler gösteriyor ki insanlarımızın bir takım belli dertleri var. ben gelir-geçer şeyler diyorum bunlara.çünkü bildim ki ben bi kere, herşey geçiyor abicim.neyse bakıyoruz işte bunlara. bazılarında ilk duyduğumuzda kendi içimizde 'ne biçim iştir lan bu' falan diyoruz, evet öyle şeyler bile diyoruz ilk duyma anında. ama sonra biz bile bi sakinleşip,akl-ı selime başvuruyoruz.ondan sonra da sakinleştirmeye geçiyoruz.bazen çok çok önemsiyorum.ve gerçekten üzülüyorum. iyi dileklerim hep herkes için ama böyle bazen de hissiz,tepkisiz,umursayamayan biri olup çıkıyorum.sanırım yine o sürece girdim. yani ruh hallerimiz işte. biri geliyor,biri gidiyor. birbirinden zıt da olabiliyorlar ama hepsi de sende hayat buluyor.ama genel olarak iyiyim.neyse ki iyiyim.şükür ki iyiyim. ve işte iyi etmeliyim falan.Allahım sen hepimizi iyi etsen, bi kontrollü ve sakin olmamızı nasip etsen başımıza gelenler hususunda.sonra bizi de bi iki hikmete erdirsen de biz bi sussak. yani içlerimiz sanırım durmuyor,sürekli çençen bir çene.oysa ki senin hikmetinden,rahmetinden vs. sual olunmazmış bir de.Allahım sanırım seni pek iyi anlayamıyoruz veya ne yaptığını,takdir ettiğini,başa verdiğini. sanırım biz hiç anlamıyoruz ki bu yüzden bu kadar yaygara yapıyoruz.

bunu da geçtim, günümüzde memnun olmak,halden razı olmak, bi mutluluk ifadesine haiz olmak o kadar zorlaşmış ki. sanırım insanlarımız sürekli şikayetçi,memnuniyetsiz, ve doğal olarak mutsuz. ne müstehak mı diyorsunuz.evet olabilir tabi.kim ne ekerse onu biçer gibi şeylerle açıklanabilir bu ahval pek tabi. ve tabi rum 41.
yahu kardeşim dedim geçen gün bi kere de dünyanın en mutlu insanı oluver bi, bi ol. yani olsan olucaksın ama.olmak istemiyor insanlarımız sanırım.kendileri bilir tabi.

dün gece yıldızlar gördüm. bi elektriklerimiz kesilmişti de karanlık neymiş bi farkettik.her yer zifiri karanlıktı. güzeldi.tam bu satırları yazarken yine elektrik gitti. sanırım güzel yerleşim yerimizin elektriklerinde bi sorun var. varsınolsun. çözülür ki.

bence el yıkama eylemi dünyanın en güzel eylemlerinden biri. ki beni gerçekten mutlu ediyor.

"who do you need,who do you love when you come undone."

21 Haziran 2009 Pazar

bang

isteklerimiz, hayallerimiz, tûl-i emellerimiz,hırslarımız,açgözlülüklerimiz,her gördüğümüze içlenmemiz-iç geçirmelerimiz,kıyaslamalarımız,doyumsuzluğumuz...hep daha fazla ve en iyisi çabalarımız. gözlerimiz ellerimizdekini görmüyor, hep başkalarınındakinde.

yüreğimizi açsak, neler görülür,neler görürüz acaba.
bazı şeyler bana tuhaf geliyor. olabildiğince eve kapanasım hep var.
nasıl bir hal ile halliysek, o frekansta bir enerji yayıyoruz.

Allahım güzel gözler,güzel bakışlar ver bize ki güzel görebilelim.yarattıklarından,yarattıklarınla seni.

teşekkürederiz.

20 Haziran 2009 Cumartesi

change your heart ve kalbin uyuma

beyinlerimizin çalışma ve işleyiş tarzı ve şekli.
bir duygu,hal,durum,olay gelip seni esir aldıysa onun mahkumu olmak zorunda değilsin ki. şimdi yaşadığın bu anın,halin,durumun geçeceğini bi kere bi bil. niye yelkenleri indiriyorsun hemen. geçicek.gidicek.kalmaz ki o. mutlaka yolcu. çünkü sen ağırlayan. geleni-gideni bir ağırlayansın. dünyalar da seni ağırlıyor. yani bir kere bi bak, bi gör. en basitinden bir mutfağına bir gir.şekerin mi bitmiş,patatesin mi,tüpün mü, damacanandaki suyun mu. bi gör ki herşey nasıl bitiyor,tükeniyor,geldiği gibi gidiyor. ne kalmış ki bu kalıyor. bu da geçicek. sen de geçicek. dünya da.

şimdi bi birtanem günlerin biraz birbirine benzemesin. buna bir dikkat. ne dilersen, ne istersen, neyi umarsan, neyi hayal edersen, neyi düşlersen, neyi düşünürsen, neyi dillendirirsen o gelicek sana,o olucak sana. biraz dikkat. biraz bi bilinç. inşallah Allahımızın yardımına ve yardımıyla gelmiş bir aklına güven. güzel olcak herşey evet bence de.

bütünü, tüm evreni, algılayıp görebildiğimizi "tek" görme derdi.çünkü de alem tek kare resmin çok boyutlu görüntüsü de ondan.

bi amin inşallah.

19 Haziran 2009 Cuma

i love you.very,very simple,very truly.

bazene inanıyorum.ve muhteşemliğe.ve mucizeye.gerçekten inanıyorum ki,gerçekten inandığım şeyler var.mesela saf,salt sevginin veya aşkın varolduğuna bile inanıyorum.hiç görmediğimiz,belki hiç hayal dahi etmediğimiz ve belki de edemeyeceğimiz çoğu şeyin varolduğuna da inanıyorum. ve inancın ötesinde biliyorum. emin oluyorum.kesin kanaat getiriyorum.

var. çoğu şey var. sınırlarımızın ötesinde. sınırsızlıkta.
ve bunlar beni heyecanlandırıyor. hem kendimden geçirtirken, hem de kendime getiriyor.
çok güzel şeyler var.i know.

16 Haziran 2009 Salı

o şimdi bi 'ne söylesen boş' modunda

egolarımız zaten mütemadiyen çarpışırken bazen öyle oluyor ki şiddeti artıyor, sevdiklerimizle oluyor ve sonucunda oluşan sıkıntıyı anlayamayanlar çok sıkılıyor.

bence gereksiz de olsa da, anlıyorum ki bu işin doğasında var bu. yani bi içgüdüsel, yani bi bilinçsiz, yani bi tepkime.

bence hala gereksiz. çünkü birbirlerimiz üzülüyor. bunu bildim bi kere. bunu gördüm bi kere. bunu yaptım bi kere.

birbirimiz için bu egoları yani birbirimiz için kendimizi feda edebilmek?
çünkü insanlarımız bilinçsiz.farkındasız.ne yaptığından habersiz.bu yüzden belki de birileri bir diğeri için feda.

kahveyi hep döktüm.

15 Haziran 2009 Pazartesi

herşeyin bir açıklaması var

Allahım bazen üzülebildiğim şeyler varoluyor.veben üzülebiliyorum.evet mutlaka geçicek ama.sonuçta bir an bile olsa veya iki,veya üç en nihayetinde o an veya anlar varolmuş oluyorlar.
sanırım kendime bi liste hazırlıcam.ve öyle bir liste olucak ki uygulandığında hayat çok daha fazla iyi olacak. çünkü bizler kimizaman düştüğümüz deliklerde,kuyularda,çukurlarda kıvranan ve o düşüşümüzü de hakkıyla yaşayan varluklarız,baluk olamaduğımız kesün bazen.

gökmavisi renginden.

14 Haziran 2009 Pazar

ilâhiyâne

işte herkes bi başına. yaşam. ve mücadele veriyor kendi çapında,kendisiyle. arada birilerine uğruyor, veya birileri ona uğruyor ama hep sanıyor. aslında hep kendisi. ki mutlak.inandım.

sonra ben sokaklarda,caddelerde,otobüslerden inip,yollarda yürümelerde,bilumum tüm kaldırımlarda falan böyle yanımda kim varsa, kim geçiyorsa, hatta bazen önümde giden vatandaşlarla falan hep yarışıyorum. bildiğimiz yürüme yarışı. öyle oluyorum ki gözüm dönüyor ve artık cins,boy,yaş,enlem-boylam,nitelik-nicelik,ırk-dil-din hepsi önemini kaybediyor,hiçbiri algılanmıyor. ben sadece yürüyorum ve herkesi ardımda bırakıyorum.

hatta bi keresinde şöyle bişi de olmuştu.işte biz bi akşam fuardaydık. böyle tıkış tıkıştı,kalabalıktı. yanımda bitakım malum arkadaş zümresi vardı. neyse onlar sallana sallana, yavaş yavaş hareket etmekteler, ama karınca misali ilerliyen bi kalabalığın sürüklenmesi içinde, onlara uyarak,uygun adımlarla. ben dayanamıyorum. sabrım-tahammülüm yok. onlara uymaktan vazgeçip kalabalığın içinden çabucak bi sıyrıldım,bi kıvrıldım da-süzüldüm de, bi bıraktım herkesi arkamda. oh dedim. sonra durup arkadaşları beklemeye koyuldum, sonra bekledim-bekledim ve başlarını seçebildim o kalabalıktan. işte erkek olanı geldi bi tane, dedi ki sen nasıl sıyrıldın geçtin öyle. ben de dedim ki yaparım . o da dedi ki ben de yaparım. ben de dedim ki hadi ordan, geçemezsin dedim. sonra tuttuk yarıştık. kolumda çanta, ve elimde dosya olmasına rağmen pek tabi ki de onu geçti,toz yutturdu.sonra da bi tane naber çaktım. sonra daha fazla mahcup olmayalım diye uzatmadım,konuyu kapattım. uzatsam da uzatırdı hani ya neyse.


kalabalıktan sıyrılmak gayet güzel ve eğlenceli oluyor ama ya bi taşıttan inerken veya kaldırımda yürürken yarışma arzum. bunu kontrol etmelüyum. aslında en iyüsu elimizi-ayağımızı çekip de bi yerlere kapansak yu... for example to go to an island felun.

ellen i'm waiting for the answer.

13 Haziran 2009 Cumartesi

4 in the morning

geçen gece sabahın 4ünde tüm aile ayakta iken, oturduk lakers-orlando maçını izlemeye koyulduk.nihayetinde hazin bi şekilde,sevgili hidomuzun da özenli ve takdirli çabalarına rağmen orlando kaybetti.sonraki maça yine umutluyuz.bakıcaz.sonra 1 saatlik uyku ile bu seferde ben yollara koyuldum.az gittim uz gittim,dere tepeyi geçtikten sonra hedefe ulaştım en sonunda.mide bulantılarım da cabayken.

fena bir gün geçirmiş sayılmazdım. uzun zamandır görüşemediğim insanlarla biraraya geldik. pekte değişmedik. hepimiz biraz birbirimize şımardık. ama tahminde etmelisiniz ki en çok ben. kendimi sınıyorum aslında sürekli. ve yine sürekli bi takım deney-gözlem halindeyim. and i failed again. önümüzdeki maçlara bakıcaz artık.

tevazuya öyle bi ihtiyaç var ki..

11 Haziran 2009 Perşembe

please remember(!)

iki günlük fetret devrinden sonra tekrar nefes alıpvermekteyiz.benlikten kurtulmanın ve kurulanmanın yollarını hep arıyoruz.oturup oturup ağlasak yeridir sayın seyirciler.çünkü öyle bir kudretsiziz ve öyle bir kudretin kimde olduğunu biliriz.

belki daha az konuş,daha çok iş.

(hep nazar değmesinden korkuyorum.çünkü değiyor.)

10 Haziran 2009 Çarşamba

herşey bir mümkündür.

insan kendini,kendindeki hali açıklamaya,anlamaya,anlamlandırmaya çalışıyor. ve sanırım hep bir şeyler olma heveslisi ve çabalısı.hep bir varolmaya öykünme.
"are you such a dreamer?" dizesiyle kalktım.kadehlerde soğuk sütler içtim.eylemlerime manalar ile yüklemler.insanlarımızın doyumsuzluğu daha anlaşılır geldi.sahip olduğumuz belli bir açlık var ve onu doyurmak için elimizden gelen herşeyi yapıyoruz. aklınıza ne gelirse,sınır koymayalım. ama ne yapsak o boşluğu doldurmuyor.o boşluğun yanından bile geçmiyor.ona has yapılması gerekenler var,yokdeğil. ama onun dışında ne yapsak boş. o bir rad28.

bazen sadece olmayınca olmuyor.herşey tamamen bir nasiptir. nihai noktanın bu olduğuna inanıyorum. bu aralar ki gündemim ahlak.bunun üzerine çalışıyorum.mevcut halimiz en güzel şekle çevrilsin inşallah.ne kadar da ihtiyaçlıyız öyle.ve buna rağmen küçükdağları biz yaratmışız portreleri..

müthiş tepkisiz duruyorum.

8 Haziran 2009 Pazartesi

insan ve bazen

bazen birçok şey olur veya olmaz. bazen birçok şey oluyor veya olmuyor.bazen birşeyler..hassaslaşıp hissettiğim zamanlar bunlar.dokunuyor ki çoğu şey,duyumsadığımdan.şükürden acziyet bir laf öbeğinden ziyade çok çok daha fazlası. verilenler altında ezildiğimi hissediyorum. algım, bakışım öyle ki kafamı çevirdiğim,gördüğüm şey duygu veriyor,şükür hissine kapı açılıyor.Allah çok güzel şeyler yapıyor. bazen ariflerin sükutlarını anladığımı düşünüyorum.

algılarımızın ayarları

kimseye kötü,çirkin demicem. hep iyiyi görcem,iyi düşünücem ki herşey müthiş olcak.
evet evet aynen öyle.
amin.

7 Haziran 2009 Pazar

carolina's victim

kandan bahsediyorsam gördüğüm odur.

davulun dengi dengiliği? or dinginliği.

arkadaş veya vakit geçirdiğin kimse ve kimseler önemlidir,beraber olduğun kimsecikler mühimdir.son yaşadığım bitakım tecrübelerden sonra hayatımda radikal değişikliklere imza atıcam gibi.ve en çok insanlara karşı duyduğum hissin merhamet olduğunu farkederken.hatta o kadar ki kaale aldığım kişiyi çokça önemseyip,kendimce fedakar.evet.hatta dedimki kendime kendim; azcık gaddar falan olsam da beynim biraz temizlense,bazılardan arınsa.dengem bozuluyor çünkü.çünkü şahit olduklarım beni bir hoşetmiyor.ki kendimde oluşmuş kötü veya negatif,olumsuz bir izlenim veya duygu veya bir düşünceye yer vermemek için özel çaba sarfetmekteyken ben.

bazen bazı şeyleri anlamak için extraextra sorular da sormam gerekiyor galiba oldukça ısrarla.
kaç tane hikmet var ki bir oluşta?

6 Haziran 2009 Cumartesi

5 Haziran 2009 Cuma

bi dur bakalım dedim kendime -ki derim

güneş doğmuş.againmiş.kerahat vakitleriymiş,uyuyamamışmışım.dertmiş,sorunsalmış, da yemişim.çünkü bi kendime acıyamıyormuşum.hiçmihiçmiş.o zaman bana acıyabilen kırkbinyıl yasaşınmış.çünkü cumhuriyetmi,nalaka.kan bir gerçeklik kanıtı mı.beyinler kaç yıldızlı tatillerde.sıkılıyorsam habire ve ölesiye hiçmi duymamışım ki rad28 diye bişe.


çünkü olunca olurmuş sadece.kendiliğindense.we'll see,yea.

2 Haziran 2009 Salı

atomaltı boyuttan sesleniyorum

bir şeyi çok isteyince bir şeyi çok istiyorum.

1 Haziran 2009 Pazartesi